Hikayemiz Dimitrios'un yıllar sonra ailesinin göç etmek zorunda kaldığı toprakları, Ürgüp'ü ziyaret etmesi ile başlar. Yalnız gelirken yanına özlemleri, acılar, yarım kalan mutlulukları, anıları da getirir Dimitroios. Bu sırada bir şekilde bir araya geldiği Aziz Güzelgöz sayesinde tanıştırı Mustafa Güzelgöz vasıtası ile bizleri insan azminin bambaşka bir boyutuna sürükler. Bu saatten sonra sahne Mustafa Güzelgöz'ündür.
Aslında bir biyografidir bize anlatılan hikaye. İstanbul'un Kartal ilçesinde heykeli de bulunan ve köylere büyük hizmetlerde bulunmuş gerçek bir halk kahramanının hikayesi. Çocuk yaşta kendini kitaplarda bulan Mustafa Güzelgöz, ilerleyen yaşlarında bu aşkını köy köy gezerek insanlara, özellikle de çocuk ve kadınlara da aşılamak aşkı ile yanıp tutuşur. Ancak hem o günün şartları, hem de köy yerinin imkansızlıkları elini kolunu bağlamaktadır onun. Ama insanın içinde bir defa okuma aşkı tutuşmaya görsün, bunu yaymak için önünde hiç bir engel duramaz. Onun hikayesi de imkansızlıklar içindeki mucizeyi aktarır bize. Bir nevi gezici kütüphane kurmuş ve eşek sırtında köy köy gezerek insanları okumaya alıştırmıştır.
Bundan sonrası da Mustafa'nın eşek sırtında başardıklarını, köy yerinde insanların kalkınmaya başlamasını anlatır bize kitap. Köy yerlerine kütüphaneler kurmuş, kadınlar ve çocuklar için yeni imkanlar yaratmıştır Mustafa. Bulunduğu bölgenin ekonomik anlamda kalkınmasına da katkıda bulunmuş, adeta bir mum gibi etrafını aydınlatmıştır. Ancak ağaç veren meyveyi taşlarlar sözünün kanıtı misali, Mustafa'nın halk için yaptığı bu hareket bir kesim insanı rahatsız etmiş ve sonrasında başına gelmedik kalmamıştır.
Fakir Baykurt mükemmel kalemi ve harika anlatımı ile bize Mustafa Güzelgöz'ün o eşsiz hikayesini anlatır. Kesinlikle