Çukurovada'nın bir kasabasındayız. Yine bir yanda daha fazla para için gözü hiç kimseyi görmeyen zalim ağalar, diğer yanda ezilen ama çoğu zaman seslerini çıkarmaya cesaret edemeyen köylüler. Kasabaya yeni kaymakam atanmıştır, henüz gencecik olan Fikret kaymakam. Önyargılar ile geldiği kasabada kendini muazzam bir karşılamanın ortasında bulan kaymakam, bir süre için bu manzaraya aldanır. Ağalar ile kurduğunu zannettiği dostluğun bir çıkar ilişkisi olduğunu öğrenmesi çok uzun sürmez. Çeltik tarlaları için ruhsat alma peşinde olan ağalar, halkın sağlığını ve refahını hiçe sayarak, kanunları çiğneyerek işlerini sürdürmek istemektelerdir. Ancak Fikret kaymakam alicengiz oyunlarının farkına varıp karşılarında dimdik durmaya çalışır. Peki köylünün sıtmadan ölmesinin, evlerinin su altında kalmasının önüne geçmeye gücü yetecek midir, yoksa ağaların gücü karşısında biçare mi kalacaktır. Bu sorunun cevabı kitapta.
Fikret kaymakamın, kaymakam vekili Resul Efendi'nin, Zeyno Ana'nın verdiği içten mücadeleyi okumak oldukça heyecan vericiydi. Diğer yanda ise ağaların zulmü karşısında köylünün çaresizliğini görmek ise içimin burulmasına neden oldu. Belki kahramanlar değişti ama hala yok mu benzer mücadele günümüzde de, gözünü para hırsı bürüyen patronların karşısında ezilen çalışanlar mesela... Sanırım bazı şeyler hiç değişmeyecek dünyada, değişen sadece kişiler...