Gülçin

10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2020 17:23
Çukurovada'nın bir kasabasındayız. Yine bir yanda daha fazla para için gözü hiç kimseyi görmeyen zalim ağalar, diğer yanda ezilen ama çoğu zaman seslerini çıkarmaya cesaret edemeyen köylüler. Kasabaya yeni kaymakam atanmıştır, henüz gencecik olan Fikret kaymakam. Önyargılar ile geldiği kasabada kendini muazzam bir karşılamanın ortasında bulan kaymakam, bir süre için bu manzaraya aldanır. Ağalar ile kurduğunu zannettiği dostluğun bir çıkar ilişkisi olduğunu öğrenmesi çok uzun sürmez. Çeltik tarlaları için ruhsat alma peşinde olan ağalar, halkın sağlığını ve refahını hiçe sayarak, kanunları çiğneyerek işlerini sürdürmek istemektelerdir. Ancak Fikret kaymakam alicengiz oyunlarının farkına varıp karşılarında dimdik durmaya çalışır. Peki köylünün sıtmadan ölmesinin, evlerinin su altında kalmasının önüne geçmeye gücü yetecek midir, yoksa ağaların gücü karşısında biçare mi kalacaktır. Bu sorunun cevabı kitapta. Fikret kaymakamın, kaymakam vekili Resul Efendi'nin, Zeyno Ana'nın verdiği içten mücadeleyi okumak oldukça heyecan vericiydi. Diğer yanda ise ağaların zulmü karşısında köylünün çaresizliğini görmek ise içimin burulmasına neden oldu. Belki kahramanlar değişti ama hala yok mu benzer mücadele günümüzde de, gözünü para hırsı bürüyen patronların karşısında ezilen çalışanlar mesela... Sanırım bazı şeyler hiç değişmeyecek dünyada, değişen sadece kişiler...
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Gülçin

, bir kitap okudu
10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2020 17:23
·
2020 5. kitabı
Yaşar Kemal
8.4/10 · 12,4bin okunma
9/10
·336 syf.··
2019 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2019 11:48
Neresi olduğunu bilmediğimiz bir ülkedeyiz. Oldukça sıradan bir günde oldukça sıradan insanlar ile başlıyor hikayemiz. Her şeyi dğeiştiren ise, trafik ışıklarında arabasının içinde yeşil yanmasısı beklerken birden "beyaz" körlüğe yakalanan adamın hikayesi oluyor. Evet yanlış okumadınız, adam kör oluyor ancak o bildiğimiz kapkara derinlikte olan şekli ile değil, aksine süt kadar beyaz bir körlükle karşı karşıya kalıyor. Peki bu tuhaf körlük onunla son buluyor mu? Tabi ki hayır, peşpeşe birkaç kişide daha bu nedeni bilinmeyen ve açıklanamayan körlük durumu ortaya çıkınca, şehir karantina altına alınıyor. İlk önce bu tuhaf körlüğün başgösterdiği kişiler eski bir akıl hastanesine götürülerek hastalığın bulaşıcı olması ihtimalina karşı toplumdan soyutlanıyorlar, ancak bu önlemler toplumsal körleşmenin önünde bir engel değildir. Evet, sanırım Saramago'nun anlatmaya çalıştığı bu körlük durumunu en iyi açıklayan kalıplardan biridir toplumsal körleşme. Sayıları iki elin parmaklarını geçmez iken birden tüm kente sirayet eden beyaz körlük nedeni ile sayısız insan kendini bu eski akıl hastanesinin koğuşlarında hayatta kalma mücadelesi içinde bulur. İşte bu hayatta kalmaya çalışma iç güdüsü, insanın özünde var olan iki yüzlüğüğü, ahlaksızlığı, yozlaşmayı da bir bir ortaya çıkarır. Güç koşullarda insanların toplum içerisinde iken göstermediği ya da gösterse bile görülmeyen riyakarlıklarının bir bir ortaya çıkması Saramago'nun toplumun körleşmesini anlatma hikayesini insanın yüzüne bir tokat gibi çarpar. Gözlerimizin değil, ruhumuzun körleşmesinin hikayesidir aslında okuduklarımız.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma