• İlk Sivas gezimin ürünü, birçok dillere çevrilmiş olan Zübük adlı romanımdır. Yani Zübük hemşerim sayılır.
  • Atatürk'ün aldattığı din adamlarının Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü.

    Antalya'da; Müftü Yusuf Talat, Müderris Rasih (Kaplan), Hacı Hatip Osman ve Çil Ahmet Efendiler,

    Burdur'da; Müderris Hatipzade Mehmet ve Müftü Halil Efendiler,

    Isparta'da; Müderris Hafız İbrahim (Demiralay), Müftü Hüseyin Hüsnü, Şeyh Ali, Müderris Şerif, Eğridir Müftüsü Hüseyin Hüsnü, Yalvaç Müftüsü Hüseyin, Sütçüler'de Müderris İsmail, Uluborlu Müftüsü Tahir, Şarkîkaraağaç Müftüsü Ahmet (Bilgiç) Efendiler,

    Afyon'da; Müftü Hüseyin (Bayık) Efendi, Müderris İsmail Şükrü, Mehmet Şükrü, Nebil, Gevikzade Hacı Hafız ve Müderris Bolvadinli Yunuszade Ahmet Vehbi Efendiler,

    Kütahya'da; Müftü Fevzi, Müderris İbrahim, Mazlumzade Hafız Hasan, Hacı Musazade Hafız Mehmet ve Müftü Mehmet Akif (Simav Müftüsü) Efendiler,

    Bursa'da; Müftü Ahmet Hamdi, Şeyh Servet, Mustafa Fehmi (Karacabey Müftüsü), Ahmet Vasfi (Gemlik Müftüsü), Mehmet Niyazi (Mudanya Müftüsü), Müderris Hacı Yusuf, Ömer Kamil, Hacı Sadık, Şeyh Hacı Ahmet, Abdullah, Mehmet Kamil, Ali Rıza ve Mustafa Kamil Efendiler,

    İzmit'te: Halil Molla, Rıfat Hoca, Osman Nuri, Hafız Eşref, Kara Hafız Maksut, İmam-Hatip Mehmet Ali, Geyve'den Hafız Fuat Çelebi ve Hoca Bekir Efendiler,

    Eskişehir'de; Müderris Veli, Abdullah Azmi, Müftü Salih ve Müftü Mehmet Ali Niyazi (Sivrihisar Müftüsü) Efendiler,

    Uşak'ta; Müftü İbrahim, Ali Rıza ve Nazif (Eşme Müftüsü) Efendiler,

    Kırşehir'de; Müftü Halil, Müfit, Çelebi Cemaleddin, Niyazi Baba ve Hayrullah (Çiçekdağı Müftüsü) Efendiler,

    Niğde'de; Müftü Mustafa Hilmi, Müderris Abidin Efendiler,

    Aksaray'da; Müftü İbrahim Efendi,

    Nevşehir'de; Müftü Süleyman Efendi,

    Çankırı'da; Müftü Ata ve Mehmet Tevfik Efendiler,

    Çorum'da; Müftü Ali, Müderris Kazım ve İskilip Müftüsü İsmail Hakkı Efendiler,

    Yozgat'ta; Müftü Mehmet Hulusi, Kadı Halil Hilmi, Müderris Hasan ve Abdullah (Boğazlıyan Müftüsü) Efendiler,

    Kayseri'de; Müftü Nuh, Remzi ve Müderris Mehmet Alim Efendiler,

    Malatya'da; Müderris Tortumluzade Hacı Hafız Mustafa ve Mustafa Fevzi Efendiler,

    Mersin (Içel)'de; Hocazade Emin, Kadı Ali Sabri, (Tarsus Kadısı) Müderris Naim, Ali Rıza, Mut Müftüsü Mustafa Kazım ve Silifke Müftüsü Ali Efendiler,

    Kilis'te; Müderris Abdurrahman Lami Efendi,

    Diyarbakır'da; Müftü İbrahim ve Abdülhamit Efendiler,

    Mardin'de; Müftü Hüseyin ve Müderris Hasan Tahsin Efendiler,

    Siirt'te; Müftü Halil Hulki ve Salih, Müderris Hoca Ömer Efendiler,

    Bitlis'te; Müftü Abdülmecit Efendi,

    Hakkari'de; Müftü Ziyaeddin Efendi,

    Van'da; Müftü Hasan, Müderris Abdülhakim ve Sıddık Efendiler,

    Muş'ta; Müftü Hasan Kamil ve Müderris İlyas Sami Efendiler,

    Bingöl'de; Müderris Fikri Efendi,

    Elazığ'da; Müftü Halil ve Mahmut Müderris Muhiddin ve Mustafa Şükrü Efendiler,

    Ağrı'da; Müderris İbrahim ve Abdülkadir Efendiler,

    Kars'ta; Müftü Ali Rıza, Müderris Ahmet Nuri Efendiler,

    Artvin'de; Müftü Ahmet Fevzi Efendi,

    Erzurum'da; Kadı Hoca Raif, Müftü Sadık, Kadı Hurşit, Ispir Müftüsü Ahmet, Oltu Müftüsü Mehmet Sadık, Müderris Emin, Yakup ve Nusret (Alay Müftüsü) Efendiler ,

    Erzincan'da; Müftü Osman Fevzi, Şeyh Fevzi ve Müftü Şevki (Iliç Müftüsü) Efendiler,

    Sivas'ta; Müftü Abdulgafur, Kadı Hasbi ve Müderris Mustafa Taki Efendiler,

    Gümüşhane'de; Müftü Mehmet Fevzi, Müderris Mustafa, Azmi ve Müftü Hasan (Şiran Müftüsü) Efendiler,

    Bayburt'ta; Müftü Fahrettin Efendi,

    Rize'de; Müftü Mehmet Hulusi, Müderris İbrahim Şevki, Şeyh İlyas ve Mataracızade Mehmet Şükrü Efendiler,

    Trabzon'da; Müftü Mahmut Imadeddin, Ahmet Mahir, Mehmet İzzet (Akçaabat Müftüsü), Mehmet Kamil (Maçka Müftüsü), Müderris İbrahim Cûdi ve Müderris Hatipzade Emin Efendi,

    Giresun'da; Müftü Ali Fikri, Alizade Imam Hasan, Görele Müftüsü Şevki ve Tirebolu Müftüsü Ahmet Necmeddin Efendiler,

    Ordu'da; Müftü Ahmet Ilhami Efendi,

    Samsun'da; Müftü Vekili Yusuf Bahri, Müderris Adil ve Ömerzade Hoca Hasan Efendiler,

    Tokat'ta; Müftü Katipzade Hacı Mustafa Efendi, Hoca Fehmi Efendi, Tokat Müftü Yardımcısı Ömer ve Hafız Mehmet Efendiler,

    Kastamonu'da; Müftü Salih, Müderris Şemsizade Ziyaeddin ve İnebolu Müftüsü Ahmet Hamdi Efendiler,

    Sinop'ta; Müftü Salih ve İbrahim Hilmi ve Boyabat Müftüsü Ahmet Şükrü Efendiler,

    Bartın'da; Müftü Hacı Mehmet Rifat Efendi,

    Zonguldak'ta; Müftü İbrahim, Devrek Müftüsü ve Kadısı Abdullah Sabri ve Mehmet Tahir , Ereğli Müftüsü Mehmet, Müderris Nimet ve Safranbolu Müftüsü Said Efendiler,

    Bolu'da; Müftü Hafız Ahmet Tayyar ve Müderris Mehmet Sıtkı Efendiler,

    Amasya'da; Müftü Hacı Tevfik, Vaiz Abdurrahman Kamil, Gümüşhacıköy Müftüsü Ali Rıza, Müderris Hoca Bahaeddin ve Hacı Mustafa Tevfik Efendiler,

    Trakya'da; Edirne Müftüsü Mestan ve Saray Müftüsü Ahmet, Keşan Müftüsü Raşit ve Şarköy Müftüsü Âsım Efendiler,

    İstanbul'da; Şeyh Ata (Özbekler Dergahı Şeyhi) Efendi [3], Saadeddin Ceylan (Hatuniye Dergahı Şeyhi) Efendi, Vaiz Cemal Öğüt Efendi ve Müftü Mehmet Rifat, Müderris Hacı Atıf, Beynamlı Mustafa, Medreseler Müdürü Hoca Tahsin, Aslanhane Camii İmam-Hatibi Ahmet, Müderris Hacı Süleyman, Müderris Abidin, Müderris Abdullah Hilmi ve Hacı Bayram Şeyhi Şemseddin Efendiler; Milli Mücadele'nin ÖNDE GELEN DİN ADAMLARIDIR. [4]

    [3] Şeyh Ata Efendi'nin Anadolu'ya silah ve personel sevkinde önemli hizmetleri olmuştur. İsmet Inönü'den Halide Edip'e ve Mehmet Akif'e kadar çok kimse Şeyh Ata'nın Dergahından Anadolu'ya hareket etmişlerdir.

    Albay Hüsamettin Ertürk, işgal altındaki İstanbul'dan Anadolu'ya silah sevkiyatını idare eden vatanperverleri zikrederken şu din adamlarını da saymaktadır:

    Topkapı'da Kayyım Ahmet, İmam Necati, Kadıköy'de ilk milli teşkilatı kuran Şeyh Muhip Efendi ile oğlu Yusuf Efendi, Aksaray'da İmam Tevfik Efendi, Üsküdar'da Hafız Nuri ile Bektaşi Tarikatından Ali Nutki Baba, Sarıyer'de Hafız Mehmet Bey'dir. (Hüsamettin Ertürk, Iki Devrin Perde Arkası, İstanbul, 1957, sayfa 222-239)

    [4] Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, 5 Mayıs 1336; Kadir Mısıroğlu, Kurtuluş Savaşı'nda Sarıklı Mücahitler, İstanbul 1969, sayfa 109 ve diğer sayfalar.

    Ayrıca bakınız;
    Cemal Kutay, Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarları, sayfa 43 ve diğer sayfalar. Ali Sarıkoyuncu, Milli Mücadele'de Zonguldak ve Havalisi, Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara, 1993, sayfa 96-120; Ali Sarıkoyuncu "Milli Mücadele'de Amasya Müftüleri Hacı Tevfik ve Abdurrahman Kâmil Efendiler, Diyanet İlmi Dergi, cild 31, sayı 2, sayfa 61-200.
  • M. Kemal Atatürk tarafından aldatılan din adamlarının Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü.

    Öte yandan M. Kemal Atatürk TBMM'nin açılışının öncüsü ve en örgütlü son kongrede, Sivas Kongresi'nde, şöyle and içmiştir:

    "Makam-ı Celil-i Hilâfet ve Saltanata, İslâmiyete, Devlete, millete ve memlekete manen ve maddeten hizmetten başka bir gaye takip etmeyerek... çalışacağıma... namusum ve bilcümle mukaddesatım namına vallah, billâh." [5]

    Üstelik, 24 Nisan 1920 tarihli Meclis konuşmalarında da Hilafet makamını ve Saltanatı koruyacağını söylemiştir (sadeleştirdik):

    "Hilâfet makamının ve saltanatın bağımsızlığının dokunulmazlığını, milli bağımsızlığımızı ve milli sınırlarımız içinde yaşama imkân verecek bir barışı sağlayacak önerileri ayrıntıları ile tespit edip uygulayabilmek için, millet tarafından olağanüstü yetkiye sahip bir meclisin Ankara'da toplanması gereğini millete duyurmakla ilgili milli görevimizi ve vatan borcumuzu da yerine getirdik. (...)

    Meclisimizde oluşan ve beliren milli kudretimiz, Hilâfet makamı ve saltanatı yabancı baskısından kurtaracak ve Osmanlı devletini dağılma ve tutsaklıktan kurtarma önlemleri alacaktır. Tam bağımsızlığa sahip, hilâfet makamına vicdani bağlılığı ile övünen, İslâm dünyası içinde yaşama anlayışını kendinde gören bir milletin tutsak olamayacağı inancıyla, davranışlarımızı adım adım izleyen bütün medeni dünya ve insanlık sizlere yardımcı olacaktır. (Hararetli alkışlar)" [6]

    Ayrıca aynı gün Meclist'e, Sultan Vahidüddin'e (radıyallahu anh) "Üçüncü Ordu Müfettişi ve Padişahın Fahri Yaveri M. Kemal" imzasıyla şöyle bir telgraf çektiğini beyan etmiştir (sadeleştirdik):

    "Millet bağımsızlığına kavuşsun, saltanat makamı ile yüce ve büyük hilâfet yok olmaktan kurtulsun. Sonsuz bağlılığımın daima artmakta olduğunu bildirerek buna inanmanzı rica ederim." [7]

    Mesele gayet açık değil mı? Hilafeti, Şeriat'ı ve Saltanatı kaldıran M. Kemal değil miydi? Resmen halkı ve din adamlarını kandırmıştır. Bunu zaten kendisi de itiraf etmektedir...

    KAYNAKLAR:
    [5] Sivas Kongresi Tutanakları, Haz: Uluğ Iğdemir, Ankara 1969, sayfa 5, 3.

    [6] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Içtima senesi 1, Içtima 2, 24 Nisan 1920, celse 3, cild 1, sayfa 29, 30. (Meclis tutanakları) Fotoğrafa bakınız.

    [7] TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Içtima senesi 1, Içtima 2, 24 Nisan 1920, celse 1, cild 1, sayfa 11. (Meclis tutanakları) Fotoğrafa bakınız.
  • Çingeneler farklı coğrafi bölgelerde farklı isimler almaktadırlar..

    Roman(Batı Anadolu ve Trakya),
    Mutrip(Van ve Ardahan civarı),
    Elekçi(Orta Anadolu),
    Poşa(Erzurum,Artvin,Erzincan,Bayburt ve Sivas illeri),
    Esmer vatandaş,Köçer,Arabacı(Anadolunun pek çok ili),
    Sepetçi(Akdeniz ve Ege Bölgesi),
    Cano(Adana ili),
    Şıhbızınlı(Erzurum)
  • Erzurum Kongresi hakkında bilgi verildikten sonra kongreye katılan delegelerin kısaca biyografileri sunulmuş.Erzurum'dan 20, Trabzon'dan 18, Sivas'tan 13, Bitlis'ten 4, Van'dan 2, Erzincan'dan 6 delege var.Toplamda 63 delege iştirak etmiş.Van'dan seçilen delegeler gelemediğinden onay alınarak yerlerine Erzurum'dan iki kişi katılıyor.
    Kitapta birbirinden renkli simalarla tanışıyorsunuz.Tevfik Fikret'in talebesi şair Muhsin Elgen'den, Mustafa Necati Güner'e,Şeyh Hacı Ahmet Fevzi Efendi'den Paşazade Mehmed Celaleddin Bey'e birbirinden ilginç kıymetli şahsiyetlerin varlığından haberdar olduk.
    Yazarın kendisi Atatürkçü olmasına rağmen muhalif olanları, bilhassa Erzurum Kongresi'ni imzalamayan bazı Trabzon delegelerini aşağılamaya kalkışmaması ve oldukça seviyeli bir üslupla,bilimsel metodla yazması kitabın kayda değer yönlerinden birisi. Yazar, oldukça fazla emek vermiş ve delegelerin her birinin ya yakınlarıyla mektuplaşarak belge ve bilgi temin etmiş ya da valilik, kaymakamlık ve nüfus müdürlüklerine dilekçe göndererek bilgi almış.Hangi delegeyi anlatmışsa dipnot bölümünde kimlerle iletişim kurup bilgi aldığını açıklamış.Kaynakça olarak özellikle Fahrettin Kırzıoğlu'nun Bütün Yönleriyle Erzurum Kongresi adlı eserden çokça yararlanmış, hatıratlara pek başvurmamış.Hatta bilindik olanların isimlerini dahi zikretmiyor.
    Şimdi iki Bayburtlu delegemizi de anmasak olmaz.Birincisi Zahit Bey (Pekindağ) Bayburt'un Türkiye cumhuriyeti tarihindeki ilk Belediye başkanıdır kendisi.Hayatı hakkında ilk kez bu kitaptan bilgi edinebildim.Kendisine Bayburt'a çok büyük hizmetin oldu gel milletvekili ol diyenlere "Biz Allah rızası için hizmet ettik vatan sevgisi karşılıksızdır." diyerek milletvekiliğini reddetmiş.Diğer delegemiz olan Tevfik Çoruh uzun yıllar belediye başkanlığı yapmıştır.Bir belediye personelinin belediyenin parasıyla et alması üzerine kendi evine götürdüğü düşünülüp yolsuzluk dedikoduları yayılır.Tevfik Çoruh benim yönetimdeki belediyede nasıl yolsuzluk yapılır diye bu hatayı kabullenemeyip siyanür içerek intihar eder.Tevfik Bey'in ölümünden sonra söz konusu işçinin evine değil belediyeye et aldığı,söylentilerin iftira olduğu anlaşılır.Bayburt halkının Tevfik Bey'in ahını aldığından olsa gerek sonradan gelenler yüzümüzü güldürmediler hiç.
  • Yeni Hayat isimli gizemli bir yazar tarafından yazılmış kitap okuyan gençlerin hayatını tümden değiştirir. Hikaye bununla başlayıp sonra İTÜ Mühendislik Fakültesi koridorlarında ilerleyen üçlü bir aşk hikayesiyle devam eder. Kitabı bu şekilde anlatmaya başlayınca klişelerle dolu olduğunu düşüneceksiniz ama karşımızda zekasıyla okurla dalga geçen bir yazar var.

    Hikaye, Zeki Demirkubuz'un Masumiyet ve Kader filmlerindekine benzer. Kaybolan genç bir adam, ona aşık kız ve umutsuzca kızın peşinde sürüklenen aynı okuldan yirmi iki yaşında başka bir genç adam. Yeni bir hayat hayaliyle ve aşkla otobüsler, terminaller,kentler, kasabalar, köyler arasında savrulan iki yaşam. Ve yollarda görülen bir sürü kaza, ölen insanlar, ölenin kimliğini alıp yerine geçmelerle dolu bir serüven.

    Kitap tüm akıcı anlatımına rağmen bir süre sonra öyle bir kısır döngüye giriyor ki yüz ellinci sayfalar civarında elinizden atıp kurtulmak istiyorsunuz. Ama yine de hem yazarın anlatımından hem de hikayenin yaktığı ışıktan dolayı devam ediyorsunuz. Sonra iki yüzüncü sayfalara gelince beklenmedik klişeden uzak bir final, içinizden yazara övgüler düzmek gelirken bir bakmışsınız aslında o final final değilmiş. Yazarımız okurla dalga geçmiş, meğerse -assolist olduğundan- kitap kendince "bis" yapacakmış. Bir yetmiş sayfa da ikinci finali okursunuz ve kafanızda bir sürü soruyla kitap bitmiştir.

    Roman bir sürü alt metin içeriyor ve Gabriel Garcia Marquez'in öncülük ettiği "Büyülü Gerçekçilik" tarzında yazılmış. Bundan dolayı kitabın belli bölümlerinde gerçekle hayali karıştırıyorsunuz. Bunun dışında kitap çok sayıda alt metin içeriyor. Eğer bunlara hakimseniz sizin için içerik birdenbire zenginleşebilir ve bağlantıları çok rahat kurabilirsiniz. Örnek olarak kitabın anlatıcısı yirmi iki yaşında ve Orhan Pamuk'ta ilk romanına tüm hayatını komple değiştirerek yirmi iki yaşından itibaren başladı. Kitap 1992-1994 yılları arasında yazılmış ve Sivas Katliamı 1993 yılında yaşandı. Kitabın ortalarında isim ve yer belirtilmese de -bence- Sivas Katliamı'na bir atıf vardı. Buna benzer çokça çözülmeyi bekleyen şifreler bulunmakta. Aslında baktığınızda tüm düğümler ilk finale doğru çözülürken yazarın zekası ve alaycılığı sebebiyle sonlara doğru bambaşka bir düğümle karşı karşıyasınız.

    Son derece farklı, aklı zorlayıcı ve özellikle Orhan Pamuk'un hayal dünyasına adım atmak için güzel bir başlangıç kitabı. Fakat kitabın belli bir bölümünde yer alan kısır döngüsel ve durağan anlatım, tam bitti derken yine yeniden bir son anlatım gibi nedenlerle romana çok ısınamadım. Farklı anlatım seven ve aklını zorlamaktan hoşlanan okurlar için mutlaka okunması gereken kitaplardan birisi.