sefire

sefire
@siwp
Ah, ah! Keşke sonsuza kadar ormanımda kalsaydım da açlık, susuzluk ve sıcak dışında hiçbir duyguyu bilmesem, yaşamasaydım! Ne tuhaf şu bilgi denen şey! Kayalara yapışan yosunlar misali zihni ele geçiriyor. Bazen bütün düşünce ve hislerimi silkeleyip atmak istiyordum, fakat acının üstesinden gelebilen tek şey vardı; korktuğum ama bir türlü kavrayamadığım ölüm.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Mutlu olmak için ille başkalarının eline bakmaktan seni kurtaracak, kendi kendine güvenmenin çaresine bakacak bir düzen kuramaz mısın? Bir günü al, parçalara böl, hatta bir on dakika, beş dakika bile boş bırakma. Her dakikaya bir iş düşsün, her işi düzenle, şaş-maz bir titizlikle yap. Bak göreceksin, daha sen günün başladığını anlamadan akşam oluverecek, sen de, dakikalarının geçmesi için bir kimseye borçlu kalmayacaksın, vakit geçirebilmek için hiçbir kimsenin dostluğuna, anlayışına, sabrına, söyleşisine el açmış olmayacaksın. Kısacası, bağımsız bir varlığa yaraşır biçimde yaşamaya başlayacaksın.
Sayfa 330·Kitabı okudu
"Acaba, sevgili dostum, durumumda bir değişiklik olmasını özlemenin temelinde, gittiğim her yerde beni izleyecek olan içsel, huzursuz bir sabırsızlık yatmıyor mu?"
Sayfa 72·Kitabı okudu
Alıntı
"Yargıladığınız eylemin içsel koşullarını araştırdınız mı? Eylemi meydana getiren, onu bir zorunluluk haline getiren nedenleri kesin olarak belirleyebiliyor musunuz? Eğer böyle yapmış olsaydınız yargılarınızı öne sürerken bu kadar aceleci olmazdınız."
Sayfa 64·Kitabı okudu
Alıntı
"Ta hülya hayatının başlangıcında, ümitlerinin parıltılı zamanında Tepebaşı Bahçesi'nde Haliç'e bakarak seyrettiği mai gece ile o elmas yağmurunu hatırladı. Gözlerinin önünde o mai gece ile bu siyah gece karşı karşıya geldi: Mai ve siyah. Ah! Biçare hırpalanmış, ezilmiş hayat! Mai bir gece ile siyah bir gece arasında geçen şu nasipsiz, talihsiz ömür! Bir elmas yağmuru altında açarak şimdi bir siyah inci yağmuru altında gömülen o emel çiçekleri!"
Sayfa 253·Kitabı okudu
Alıntı