"Kunt." Bir kez daha fısıldadım ismini, bir kez daha göz göze geldik.
Sertçe yutkundu, bakışlarını kaçırırken cümlelerini toparlamaya çalışıyordu. "Karaca... Bak, biz, deneyemez miyiz tekrardan? En azından deneyemez miyiz? Benim... " Doğru kelimeleri arıyordu. Altın hareleri benimkilere değdirmişti ki , buldu da. "Benim sensiz gücüm yok."
"İnsanlara, özellikle de yabancılara kolay kolay bir şey anlatabilen biri değildim. Hep dobra bir tarafım olmuştu, sessizliğimi fırsat bilip insanların beni ezmesine izin vermemiştim bu yüzden ama iş kendini anlatmaya gelince dilim lâl olurdu. "
"Hayatımız seçmemiz gerektiğini bildiğimiz cevapları elimizin tersiyle iterek yanlış şıkkı işaretlediğimiz sınavlardan ibarettir. Belki boş bile versek kağıdı, karlı çıkarız ama çoğumuz bunu yapmayız. Yapamayız. "
"Bir tren istasyonundaymışım gibi ben karın kışın ortasında, hiç gelmeyecek bir seferi beklemişim üzerimde incecik kıyafetlerle, yeterince seversem mutlu son olur demişim hiçbir şey bilmeden. Sonra o tren gelmiş, ben binmemişim gibi."