Amelie'nin bakışlarındaki saflık justini deliye döndürmüştü. Memur, Amelie'nin kendileriyle gelmesini istedi, ama Amelie buna bir türlü akıl erdirememişti. Hoşgörüyle gülümsedi memura, sonra hala gülümseyerek dönüp Justin'e baktı. Ansızın bakışlarındaki saf ifade giderek işin iç yüzünü anlamış olmanın uçurumuna bıraktı yerini ve uçurum birden Justin'i, kendisini ve Justin'le aralarındaki ilişkiler yumağını yiyip yuttu. Bir şey sormaya ya da öğrenmeye gerek duymaksızın pencereye koştu ve oradan karanlık avluya bıraktı kendini. Avlu, gökyüzü karşısında küçücük dikdörtgen bir yeri bir kuyu gibi hazırda bulunduruyordu...
Irmak dikkati çekecek kadar bulanık ve akşamın yorgunluğu çökmüş uzerine, dalgaların hiç birinde o köpükten gümüş taç görülmüyor. Sadece bozbulanık bir iniş çıkış. Büyük bir güçle iki kıyı arasına giriyor ırmak ve ayrılık anlamına geliyor.
Bulutların kenarları alev alev yanıp tutuşmaya başlamıştır. Irmaktaki dalgalar gündüzünkinden daha ağırbaşlı, daha enine boyunadır, ortalardaki çevrintiler daha bir karanlık, daha tehlikeli.
Kıyıyı topluca görmek olanaksızdır, tüm bakışlar çalılıklarda boğulup gider. Biraz yumuşak bir zemin üzerinde aralarda kalan yollar yeni oluşmuş yara izlerine benzer. Bu kararsız günde tek değişiklik bulutların oyunudur. Onun dışında yorucu bir dinginlik duyurur sesini ve suskun bir sıcak tüm nesnelere damgasını vurur.