olmamasına razıyım. oluyormuş gibi olmasın yeter. elinizden geleni yapdıkdan sonra , hala da olmuyorsa , o zaman ayağınızdan geleni yapın: gitmek gibi mesela. dayanılmaz olan aslında yaşam değil, insanlarmış. " pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim.. güzel bir dilekti, belki düzgünce dileseydim.. benim yalnızlığım insanlarla dolu.. bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksama anı. en iyiyi ararken, iyiyi kaybediyorsunuz. "sein" sözcüğü almancada iki anlama gelir:"var olmak" ve "onun olmak." dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. huzur mu istiyorsun? az eşya, az insan.. kendine bir engel arayarak vaktini boşa harcama. belki de hiç engel yoktur "kör bir kuş gibi. nerede sert bir duvar var oraya çarpıyorsun."
Spora giderken ya da dönerken kendimi sürekli o tuhaf kitapçıda bulmamı artık nasıl açıklayabilirim bilmiyorum. Adam dükkanı resmen hobi olarak açmış, kendi listesindeki temel kitapları okumadıysanız size hiçbir şey satmıyor, müşteri seçiyor. Üstelik bununla da kalmıyor; her defasında elime piyasada baskısı bitmiş bir kitap kitleyip 'Hadi bunu oku da gel' diye resmen ödev veriyor! İşte o kuralları aşıp, bir de üstüne verilen ödevlerle eve yeni kitaplarla dönmenin yarattığı o garip, stresli mutluluk bambaşka... Evde zaten dokunmaya fırsat bulamadığım bir sürü dünya doluyken, yanlarına sürekli yenilerinin eklenmesi bir tek beni mi strese sokuyor? Kas yapalım derken her seferinde zihinsel bir mülakattan geçip vicdan azabı yükleniyoruz, harika bir spor rutini! :)))))
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ellerin Kanlı Türküsü
Arts Of Store Telling dersi için uzun süredir emek verdiğim hikaye ödevim sonunda hamd olsun bitti. Bu süreçte mental olarak gerçekten yoruldum. En çok fark ettiğim şey size ızdırap veren bir ödev varsa ilk ondan başlayın 😁
Kitap Alıntısı
Fakirin Hediyesi - Kavli Garib Çoban
Utanç günlüğümüzde yer kalmadı!.. Bize ait olan ne kadar uzakta?.. Anın kıymetini bil, ey kalp!.. Hayatın tüm mirası karşılıksız sevgi. Eğer iyiliği bilseydin, bir nefes gibidir aşk. İki tür sessizlik vardır. Birinde, düşüncelerinizde yaşayan insanın sesini duyarsınız. Hayatın birçok anında sessizlik en bilge cevaptır. Böyle gitmekle menzil alınmaz, O âyine Güneş'tir, çözemezsin demedim mi?.. İnsanda suret-i Rahman var, insan, Allah'ın sırrı ,sırrı sır’da sırla gör. Diğerinde ise hiçbir şey duymazsınız. Birinin öfkesini, kötü alışkanlıklarını, saçma inançlarını ve çelişkilerini görmediyseniz. Hiç ol ki, her şey olasın!.. Fakat aklı başında olanlar, ona seni seviyorum demeyin, onlar engin karşılıksız sevginin merkezine hep yolculuk halindedir. O kendi gönlünden düşmüş putperest yanınla. Herkes gün batımını ve neşeyi sevebilir. Sadece az sayıda insan kaosu ve çürümeyi sevebilir. Vardı öyle yalan günlerimiz. O zaman çocuktu şimdi hikayesini yaşıyor Ama kalbin hafızası vardır. Ve ben hiçbir şeyi unutmadım, sevgimin arkasında durarak. Ve aşk dediğimde tam böyle bir şey. Hiç ol ki, her şey olasın!.. Bir şeylerin değeri, suretlerinde değil. Gerçekleşme yoğunluklarında yatar. İşte bu yüzden unutulmaz anlar, açıklanamaz şeyler ve eşsiz insanlar vardır. Zaten dünya şehvetlerine bağlı olan kalplerin akılları benden perdelidir. Hep gittiği zamanı hatırlarım, gelsede konuşacak bir şey yok.
Ben 23 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Televizyon kanallarında, sokak röportajlarında sık sık "Gençlik nereye gidiyor?" türünden yakınmalar duyuluyor. Gençlik derken herhalde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz. Bu durumda ben de nereye gittiğini merak ettiğiniz grubun bir üyesiyim. Madem bu ülkede yaşayan insanlar gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayrıldı, ben bir genç olarak yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum. Gençlerin nereye gittiğinden çok, yetişkinlerin nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu? Ülkenin başını belaya sokan o layların baş aktörleri genelde gençler mi yoksa yetişkinler mi? Bu ülkede yüz binlerce genç öğrenci, tek bir soru daha yapabilmek için dirsek çürütürken, birileri sınav sorularını ve sorularla birlikte bizlerin hayatlarını çaldı; geleceğimizi çürüttü. Bu soruları çalanlar lise öğrencileri miydi? Milyonlarca gencin hayatını etkileyen siyasetçiler kaç yaşındalar? Denetime uygun olmayan yapıları inşa edenler, depremde yıkılan binaların sorumluları kimler? Depremzede arkadaşlarımızla alay eden hoca, bizlerle mi yaşıttı? Otuzdan fazla yıldır kirlettiğiniz dünyada iklim krizi ve kuraklık sorununu yaratan bizler miydik? Lütfen artık gençliğe laf söylemeyi bırakın da yetişkinlere bakın. Sizler bu ülkenin geleceğisiniz gibi klişe sloganlarından da vazgeçin, çünkü sizler bu ülkenin bugünsünüz. Siz yaşadığınız bu günü bile kurtarmazken, yarınları kurtarma işini ne için bizlere ihale ediyorsunuz? Çarpık ilişkilerle dolu dizilere reyting rekorları kırdıran da sizlersiniz. Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları yazdıranlar da. Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında virane bir gecekonduya dönüştürenler de sizlersiniz. YouTube fenomenleri izlediğimizden yakınıyorsunuz ama fenomenlere reklam çektirip parayı
Birkaç gün şiir yazmadım sonra yazdım paylaştım yine millet benim profili dergi olarak kullanmaya başlamış. Ulan var ya haritadan rastgele bir şehir seçeceğim ve gittiğim de beni evinize misafir etmezseniz size yok bir daha şiir. Manita ayarlayacak, ödev yapacak başka şair bulun. Mahalleden tanıdığınız mıyım lan? 😉