Mustafa Kemal Atatürk'ün Söylediği 75 Söz | Atatürk Sözleri ve Anlamları Cumhuriyetimizin kurucusu, başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk, yaşam şekli ve üstlendiği görevleri gereği çok yönlü bir liderdi. Verdiği demeçler, söylediği sözler, aktardıkları ve daha nicesi hayatın her alanında önemli tavsiye, fikirler ve sözleri içeriyor. Spor, sanat, siyaset, çocuk eğitimi, evlilik, askerlik, müzik, basın özgürlüğü… Onlarca konuda, son derece çağdaş, adil ve liyakate önem veren sözlerin sahibi ve bu sözlerin de uygulayıcısı olan Atatürk’ümüzün 75 özel sözünü keyifle ve istifade ederek okumanızı diliyorum! Okurken Atatürk’ün keskin zekâsını çok belirgin şekilde görebileceğiniz harika satırlar da var, günün gereklerine işaret ettiği önemli sözleri de. Son olarak faydalandığım her kaynakçayı cümle sonlarına yazmaktansa burada birkaçından topluca söz etmek daha akıllıca olur: Atatürk, Tarih ve Dil Kurumları -Hatıralar- (Ruşen Eşref Ünaydın), Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, Atatürk’ten Hatıralar (Afet İnan), Atatürk’ün Özel Mektupları (Sadi Borak). 1. Tarihi vasıf “Türk milletinin tarihi vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.” 2. Musiki “Biz, bir Türk bestesini dinlediğimiz zaman ondan geçmişin uyanma bırakması lazım gelen hikâyesini kalbimize giren oklar gibi duymak isteriz. Acı olsun, tatlı olsun biz, bir beste dinlerken ve farkında olmaksızın hislerimizin incelir olduğunu duymak isteriz. Bütün bunlardan başka musikiden beklediğimizin maddi, fikri ve hissi uyanıklık ve çevikliğin takviyesi olduğuna
Sevgili genç kız kardeşlerim, bu ümmetin erkek kalesi çökmüştür. Bu kalenin taşlarını yerine getirmek için bu taşların harcını karmak sizin elinizdedir. Siz bu harcı karmadıkça bizim bulacağımız en ağır taşlar dahi yükseklik oluşturamayacak. Yani istediğin kadar erkek bul, dava adamı ki zor. Öyle anneler kalmadığı için zor. Onların harcını karan anneler olmadıkça biz, kale duvarını kuramayacağız. Bugün ateist ve deist toplam sayımız 10 milyondur. Bunların müsebbibi sizin annelerinizdir. Yaklaşık 21 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti topraklarındaki nüfusun %50'den fazlası bu hızla giderse deist, ateist olup, Müslümanlar azınlıkta kalacaktır. Bundan daha büyük bir davanız varsa onu yapın. Ama bizim bildiğimiz kadarıyla Kuran'ı Kerim'in koyduğu Allahu Zülcelal'in emrettiği, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi Vesellem'in anlattığı dine göre "Lailaheillallah" sözünden daha büyük bir söz yoktur. Mümin çocukların koyabolup gidip, bizim Müslümanlar olarak 21 yıl sonra azınlıkta kalacağımız bu toprakların ayağa kalkabilmesinin ilk adımı, sizsiniz. Siz, davanıza sahip çıkar, buna göre evlilikler yaparsanız eşleriniz ve çocuklarınız bu davanın bilinci ile o harcın verdiği enerji ile harekete geçip bir şeyler yapabilirler. Yoksa 21 yıl sonra azınlık olacağımızın sorumluluğu sizin omuzunuzdadır. Omzunuza konulmuş bu yükün hakkı ve zamanı bugündür. Dünya hayatı çok kısadır. Bir mücahide olarak ölmeyi, evinizde şehadeti yaşamayı istiyorsanız bu toplumun sizin mücahedenize ihtiyacı var. Bu, hakikaten bir geminin buz dağına çarpmak üzereyken ki son eso es beyanatıdır. Çünkü siz yapmazsanız sizden sonrakiler iki katı yapmayacak sonra üç katı yapmayacak ve bir daha toparlayamayacağız. Torunlarınızın ateist olmasını istemiyorsanız lütfen bugünden itibaren başörtünüze, namazınıza, örtünüze,
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Haç çıkarmanın (istavrozun) asıl anlamı nedir?
Bir Amerika seyahatinde, bir televizyon programına davet edilir Muzaffer Efendi. Davete icabeti farz belleyen Muzaffer Efendi, televizyon programına katılır. Hıristiyan din adamlarının kendisine sordukları tüm soruları cevaplandırdıktan sonra, zât-ı âlileri, Hıristiyan din adamlarına, “Haç çıkarmanın (istavrozun) anlamı nedir?” diye sorar. Kardinaller ve rahipler de ezberlerindeki klasik cevabı verdiklerinde, Muzaffer Efendi bunun yanlış olduğunu belirtip istavrozun asıl anlamının ne olduğunu, Süleymaniye Kütüphanesi’nde okuduğu bir eserden aktarır: “Hz. Meryem, Hz. İsa’ya hamile kaldığında, Allah-u Zel’Celal, Hz. Meryem’e, ‘söze oruç et’ buyurur. ‘Çünkü sen ne söylersen, onlar sana inanmayacaklar. Bir şey anlatmak istediğin vakit ille söyleyeceksen de işaret ederek söyle, işaret ederek iste, ağzından kelam çıkmasın’ diyerek Cenab-ı Hak, Hz. Meryem’e emir buyurur. Bunun üzerine söz orucuna niyetlenen Hz. Meryem, bir gün ihtiyaçlarını almak üzere pazar yerine gider ve orada Yahudilerin tasallutuna uğrar. Hz. Meryem, bunun üzerine o vaktin örfünde olan işaret diliyle sağ eliyle önce sağ omzunu, sonra sol omzunu, sonra karnını ve en son alnını işaret eder. Hz. Meryem’in bu eylediği o vaktin örfünde işaret diliyle şu anlama gelir: ‘Sağımdaki ve solumdaki melekler şahittir ki bu karnımdaki alnımın yazısıdır!'” Muzaffer Efendi, bu hadiseyi kardinallere ve papazlara televizyonda canlı yayında açıkladığında, orada bulunan kardinal parmağındaki yüzüğü çıkartır, “Sizin ilminize hayran kaldım, bilmediğim bir şeyi öğrendim, lütfen bunu, bugünün hatırına kabul edin” diyerek Muzaffer Efendi’ye hediye eder. Bu hadisenin en ilginç yanıysa, Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan kitabın kaybolması ve o televizyon programının arşiv kayıtlarına bugün ulaşılamamasıdır.
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Ey ümmetim! Bilmediğiniz şeylerde sizin aleyhinize korkmuyorum. Lâkin bildiğiniz şeyler ile nasıl amel ettiğinizi (amelinizin ilminize uygun olup olmadığını) iyi düşününüz.” (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân) / FAZİLET TAKVİMİ
1000Kitap
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Ey ümmetim! Bilmediğiniz şeylerde sizin aleyhinize korkmuyorum. Lâkin bildiğiniz şeyler ile nasıl amel ettiğinizi (amelinizin ilminize uygun olup olmadığını) iyi düşününüz.” (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân) /
1000Kitap