Aileye sağlanan maddi desteğin, aileyi rahatlatacağı, böylece aile yuvasını sağlamlaştıracağı; yine kadının eğitim seviyesinin yükseltilmesi, eğitimli kadına dayalı huzurlu sağlam bir aile ortamı sağlaması beklenirken, tam tersine, bu iki unsurun aileyi yıkmakta baş rol oynaması hayli düşündürücü değil mi? Sizce bu işte bir terslik yok mu, ne dersiniz?
hep seni seveceğimi mi sandın sen yokken hep
anın var ya anın hani şu kabuk tutmuş hatıran
şiir dediğin de ne ki bir harmanda savrulur
sonra geceler basar ve âmâ bir çakal ulur.
"Ben insana Racine'i ya da Theokritus'u bilince kültürlü olur demiyorum. Bence kültürlü insan dünyadaki durumunu anlamasına yarayan bilgiyi ve yolları edinmiş olan insandır."
- Siz mi? Siz korkar mısınız?
- Çok cesur olduğum için çok korkarım.
- Hep zıt şeyleri beraber düşünmek adetinizdir. Biri ötekini tamamlıyor, değil mi? İlk eserlerinizde de bu fikirlerin tohumları var. Zıt şeyler, sizce, birbirlerinin mütemmimidirler.
- Hayır, iç içedirler. Tamamlamak fikri herkeste vardır. Pirandello'da da var. Anatole France nazarında haz ve keder, gece ve gündüz gibidir: Birbirlerini takip ve ikmal ederler. Fakat bu takip ve devam fikri içinde zıtları anlayış, bizim şuurumuza göredir; zaman ve mesafe haricinde kalan bir hissimiz var ki, onunla, bütün zıddiyetlerin iç içe olduklarını sezeriz; bence sanatkar hissi budur. Her şeyi chaos halinde, karmakarışık, hazla kederin maverasında, zaman ve mesafenin maverasında hissetmek ve küllü kavramak. Mesela Pirandello her insanda iki zıt şahsiyet kabul ediyor. Bu doğru; fakat çok kaba bir anlayış. Evvela insanda namütenahi şahsiyet imkânları var; bunların köküne ve küllüne kadar gidelim. Bu cesaret zamanımız psikologlarında yoktur. Fakat siz kendinizi kazıyarak bulabilirsiniz.
Sizce ben Ankara'da yaşayıp sabah erken kalka ak, döpiyes ve ucu yuvarlak kısa topuklu kadın siyasetçi ayakkabısı giyecek bir tip miyim? Beni üzüyorsunuz!