Mıravka

Mıravka
@skyj4de
feminist marksist emekli twittercı
BA-YIL-DIM.
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2025 93. kitabı
Kitabı çok beğendim. Hayatımda okuduğum en iyi kitap olabilir. Türkiye'nin (ve aslında dünyanın geri kalanının) şu an içinde bulunduğu çok acı ama çok gerçek konumu çok sade ve samimi bir dille anlatıyor. 12 hikayenin derlemesinden oluşuyor kitap. Her biri insanın kalbine dokunuyor. Okurken "Bu hikaye bana bir yerlerden tanıdık geliyor..." diyorsunuz, çünkü hikayelerin hepsi oldukça gerçek, hepsinin gerçek hayatta en az bir örneği var. Haberlerde bir anlığına görüp geçilen, çoğu zaman üzerinde durulmayan insanların aslında koca bir hayatı olduğunu hatırlatıyor bize. Kadınlar, çocuklar, işçiler, emekçiler, yoksullar, ezilenler… Kısacası toplumun görmezden geldikleri. Bazı hikayeleri okurken yutkunamadım, kitabın sonuna kadar kalbim dayanmaz herhalde diyordum. İnsanlıktan nefret etmek, umudumu kesmek istedim ancak hikayenin hemen ardından gelen başka bir hikaye bana neden hala bir umudun varolduğunu hatırlattı. Kitabın en hoşuma giden yanı bana bu dalgalanmayı yaşatması oldu. Ayrıca Selahattin Demirtaş'ın hicivli kalemine bayıldığımı söylemeden de geçemeyeceğim. Hikayeler tabiri caizse sadece dramdan ibaret değil (tabii ki hikayelerin her biri gerçek hayatta da var olduğundan dram kelimesini kullanmak uygun gelmedi ama başka kelime bulamadım), arada öyle hikayeler var ki beni çok güldürdü, güldürürken düşündürdü.
Duygu ve Düşünce
SeherSelahattin Demirtaş · Dipnot Yayınları · 201712,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Mıravka

, bir kitap okudu
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2025 93. kitabı
Selahattin Demirtaş
9/10 · 12,8bin okunma
Dikiş makinesinin sesi uzaktan piyano gibi gelir
Şöyle ki: Küçüklüğümde sabahları hep annemin çaldığı piyanonun sesiyle uyanırdık. Evimiz iki odalıy­dı, bütün kardeşler bir odada uyurduk. Annemin piya­nosu da aynı odadaydı. Canım annem her sabah üşenmeden piyanosunun başına geçer, tıngır mıngır ça­lardı. O sesler inanın halen kulağımda çınlıyor. Sonra biz biraz büyüyünce anam, "Lan sen salak mısın oğ­lum," dedi, "ne piyanosu; bildiğin dikiş makinası bu, eve ek gelir olsun diye dikiş dikiyorum ben." Ama ol­sun, sonuçta biz piyano niyetine dinlemişiz, değil mi?
Sayfa 70·Kitabı okudu
Ailesine odun getirmek için her sabah on beş kilometre yürüyen on bir yaşındaki kızın, ülke ekonomisine büyük bir katkısı vardır. Ama onun yaptığı, iş diye kabul edilmez. Ekonomi istatistiklerinde görün­ mez. Bir ülkenin toplam ekonomi aktivitesini ölçen GSMH' de hesaba katılmaz. Yaptığı iş ekonomi için önemli sayılmaz. Yahut büyüme için. Çocuk doğurmak, çocuk bakmak, bahçeyle uğraşmak, kardeşlere yemek yapmak, inekleri sağmak, akrabalara giysi dikmek, yahut Milletlerin Zenginliği'ni yazabilsin diye Adam Smith'in bakımını üstlenmek işten sayılmaz. İktisadın standart modellerinde, bunların hiçbirine "üretici emek" gözüyle bakılmaz.
Alıntı
Tarihte her daim göz ardı edilmiş olan kadınlar
Adam Smith, akşam yemeği sofrasına geldiğinde, bunun kasap yahut fırıncının kendisini sevip sevmemesiyle bir ilgisi olmadığını düşünü­ yordu, ticaretten kazanç sağladıkları için böyleydi. Akşam yemeğini sofrasına koyan şey kişisel çıkardı. Ya da, öyle miydi? Bifteği pişiren kimdi gerçekten? Adam Smith hiç evlenmedi. Siyasal iktisadın babası, hayatının büyük bir bölümünde annesiyle birlikte yaşadı. Ev işlerine annesi baktı, kuzeni de mali işlerine. Smith Edinburgh gümrük komiseri olarak atandığında, annesi de onunla birlikte gitti. Bütün hayatı boyunca oğluna baktı ve akşam yemeğimiz soframıza nasıl gelir sorusunun cevabının, Adam Smith'in dışarıda bıraktığı parçasıydı.