"Din, toplum, doğa , insanın mücadele ettiği üç alandır."
Bu üçlemenin son kitabı Deniz İşçileri 1866 yılında yayımlanmış ve Victor Hugo'nun sürgünde olduğu dönemde yazmış olduğu bir eserdir. Konusu sürgün edildiği Guernsey adasındaki denizciler üzerine şekillenmiştir. Kitapta büyük ölçüde doğa ön plandadır.
Ana karakter olan Gilliatt'ın sevdiği kadını kazanabilmek umuduyla , batmış bir geminin makinesini kurtarmaya çalışmasını konu alıyor.
Gilliatt'ın bu zorlu görevde karşılaştığı zorluklar, engeller insanın doğaya karşı savunmasızlığını vurguluyor.
Doğanın ön planda tutulduğu bu eser aynı zamanda bir karakter üzerinden yalnızlık ve kahramanlık konularını da çok güçlü bir şekilde yapılandırmış. Bir insanın kararlılığı, azmi ve mücadelesini de konu ediniyor. Diğer karakterler üzerinden, ikiyüzlülüğü, çalışkanlığı, umudu ve dolandırıcılık gibi durumları da yazarın derin gözlemleri ve ayrıntılı anlatımıyla okuyabiliyoruz.
Victor Hugo'nun karakteristik üslubu, çok canlı anlatımı, şaşırılacak kadar iyi betimlemeleri vardı. Doğayı da temele aldığını hatırlarsak, betimlemeler kitabı çok güzelleştirmiş.
Kitapta şaşırdığım bir başka nokta şu oldu : yazarın
denizcilik konusunda bu kadar bilgili oluşu ve bunları tamamlayıcı bir biçimde sunması .Bir geminin yapımından, makinesine kadar kusursuz bir anlatım...
Aynı zamanda kitabın içerisinde doğa kadar, siyaset , din , mitoloji, felsefeyi de görebiliyorsunuz. Toplumun içinde bulunduğu durum, dönemin koşullarıda çok iyi yer edinmiş ve anlatılmıştı.
Bir başka vurgu ise doğa ve insan yaşamının aslında pek de farklı olmadığı.
"Kader nerede başlar? Doğa nerede biter ? Bir olay ile bir mevsim, bir keder ile bir yağmur, bir erdem ile bir yıldız arasında ne fark vardır?"(syf.290)
Tek kelimeyle muhteşem bir kitaptı. Tavsiye