Saflık gerekiyordu bize , bedenin, kanın , ve ruhun saflığı. Kendimize dönmeliydik, en masum halimize ,en vahşi halimize , en güçlü halimize. Gereksiz merhametten, anlamsız vicdandan ,yararı olmayan şefkattan kurtulmalıydık. İdealimizin keskin kılıcıyla kesip atmalıydik bize engel olan ne varsa . Ne başkasına acıyacak kadar kibirli, ne hataları bağışlayacak kadar şahsiyetsiz ne de acizlere yardım edecek kadar çaresiz olmaya hakkımız vardı. Acizlere yardım etmek ,doğaya kötülüktü. Güçsüzleri kendi haline bırakmalıydık,ayakta duramayanlar düşmeliydi, direnemeyenler yok olmalıydı, korkaklar imha edilmeliydi.Tembellerin hayatı yavaşlatmasına daha fazla izin vermezdik.Gerektiği kadar acımasız olmalıydık, gerektiği kadar kararlı, gerektiği kadar inatçı. Ve çelikten pençelerimizle parçalayıp düşmanlarımızın göğüs kafesini, çekip çıkartmalıydık sefil yüreklerini...
Çünkü insan denen mahlukun en önemli niteliklerinden biri unutmaktı. İyiliği de kötülüğü de , acıyı da mutluluğu da, korkuyu da sevinci de unuturlardı. O yüzden aynı hataları tekrarlarlardı.