Ölenin ardından onun kişisel eşyalarının kaderini tayin edecek yegâne kişi olmak, onun yaşamındaki noksanlığıyla baş etmek maratonunda koşması en zor kilometreymiş.
Irvin Yalom’un danışanlarını şok edeceğini bildiği, ancak zaman zaman sormaktan çekinmediği bir soru vardır: “Mezar taşınızın üzerine ne yazardınız?”
Diyelim ki, onun karşısında oturan kişi sizsiniz ve şu cevabı verdiniz:
“Bilmem…Belki iyi bir insan olarak anılmak isterdim.”
Yalom’un bu cevaba vereceği yanıt büyük ihtimalle şöyle olurdu:
“Hayatınız şu anda bunu yansıtıyor mu? Değer verdiğiniz bu meziyete uygun bir şekilde mi yaşıyorsunuz?”