Düşünüyordu: " Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarımı düşünen kişi değil insanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor."
... adeta kale duvarları gibi yükselen zırhlıların arasından süzülerek Karaköy’e geçerken, dudaklarından o tarihi kehanet dökülmüştü:
“Geldikleri gibi giderler!”