... Nermin sekiz yıldır görmediği İstanbul'a bir zaman baktı. Her şeyi birbirine katan koyu kurşuninin ürperticiliğine, Boğazı dolduran yabancı zırhlılara hiç aldırmadan sevinçli bir hasretle içini çekerek 《Oh canım İstanbul!》 diye sevindi.
Kâmil Bey, yüreğinin derinliklerinde uyanan tedirginlikle gözlerini kıstı, Fransız'ın yüzünü seçmeye çalıştı. Bütün batılılar, hain oldukları için mi bu kadar çiy gerçekçiydiler, yoksa, bu kadar çiy gerçekçi olduklarından mı bir yerde, ister istemez hain, kaba, bencildiler?
Ama insanları tanımanın bir yolu da bu, diye düşündü Lily; detayları değil, ana hatları bilmek, birinin bahçesinde oturup bir tepenin uzaklardaki fundalığa kadar inen mor yamaçlarına bakmak.