Tanrı, hiç günah işlememiş yüz doğru kişidense, bir günahkarı tövbesi karşısında daha fazla mutlu olduğundan, Tanrı'yı memnun etmeyi deneyelim. O bize bunu fazlasıyla geri verebilir.
Zavallı varlıklar! Onları sevmek hataysa da en azından acıyalım onlara. Gün ışığını hiç görmemiş köre, doğanın ezgisini hiç duymamış sağıra, ruhunun sesini hiç duyuramamış dilsize acıyorsunuz ama sahte bir iffet bahanesiyle, acı içindeki bahtsız kadını çılgına çeviren ve elinde olmadan iyiyi görmesine, Tanrı'yı duymasına ve sevginin ve imanın arı dilini konuşmasına olanak vermeyen bu kalp körlüğüne, ruh sağlığına, vicdan dilsizliğine acımak istemiyorsunuz.
Benim görüşüme göre, bir dil nasıl ancak gerçekten öğrenilince konuşulabiliyorsa, karakterler de ancak insanları iyice inceledikten sonra oluşturulabilir.