Ah, inanma! İnanma! Dünyada hiçbir şeyin görünüşüne inanma! Bir memleket mi gördün, kâgir binalarını mı beğendin? Bir kere de duvarlarının deliğini bucağını karıştır. Bak içinde ne iğrenç renkli yılanlar ne korkunç görünümlü akrepler bulursun. Dağlarda, bağlarda süslü süslü açılan çiçeklere, tatlı tatlı çağlayan sulara mı aldanıyorsun? Hele bir ağacın dibinden, bir çayın kenarından bir iki karış toprak karıştır, bak kaç cenaze parçasına rastlarsın ki ya üzerinde dost bıçağıyla açılmış yara izinden ya da içine yâr eliyle dökülmüş zehir kalıntısından geçilmez.
Bir insan seviyorsun, vücudunun ve yüzünün güzelliğine vurulmuşsun, öyle mi? O bir örtüdür. Seni aldatmak için yapılmış bir örtüdür. Yüzüne baktıkça mahzun mahzun duruyor.
Sana sevgi mi gösteriyor? Ah! Bir kere de o örtünün altındaki kemikleri görsen... Görsen ki nasıl korkunç korkunç durur. Nasıl çirkin çirkin güler de seninle eğlenir!
Of... Dünya, dünya! Cehennemde bir kul isyan ederse Cenabıhak cezalandırmak için sana göndersin!