DIKKAT SPOILER ICERIR, OKUMAK ISTEMIYORSANIZ OKUYUNUZ!!!
William Shakespeare’in erken dönem komedilerinden biri olmakla birlikte, çağlar boyunca en çok tartışılan eserlerinden biridir. Oyun, kadın-erkek ilişkileri, evlilik, toplumsal cinsiyet rolleri ve bireysel özgürlük gibi temaları hicivli bir dille ele alır. Kimi zaman bir komedi maskesi altında karanlık bir gerçeklik sunar.
Oyun, aslında bir oyun-içinde-oyun şeklinde başlar. Sarhoş bir adam olan Christopher Sly, bir lordun şakası sonucu kendisini bir asilzade sanır ve onun için sahnelenen bu oyunu izler. Asıl hikâye bu çerçeve içinde anlatılır.
Padua şehrinde geçen ana hikâyede, zengin bir adam olan Baptista, iki kızı vardır:
Bianca: Güzel, uysal, herkesin gönlünü fetheden ideal kadın figürü.
Katherina (Kate): Alaycı, sivri dilli, kurallara boyun eğmeyen, evlilik düşüncesine karşı çıkan, toplumun “şirret” olarak nitelediği kadın.
Baptista, küçük kızı Bianca’nın evlenmesine ancak Katherina evlendikten sonra izin vereceğini duyurur. Fakat kimse Katherina’yla evlenmek istemez…
Ta ki Petruchio sahneye çıkana kadar. Petruchio, serveti artırmak ve kendi erkeklik iddiasını ispatlamak için Katherina’yla evlenmeye karar verir. Ancak bu evlilik, klasik romantik bir aşk değil, bir zihinsel ve duygusal savaşa dönüşür.
Kate, oyunun en karmaşık karakteridir. Shakespeare’in en güçlü kadın rollerinden biridir.
Başlangıçta isyankâr, lafını esirgemeyen, maskesiz bir kadındır.
Ancak Petruchio ile evlilikten sonra hem fiziksel hem psikolojik olarak baskıya maruz kalır: aç bırakılır, uykusuz bırakılır, gerçeklik algısıyla oynanır.
Oyunun sonunda, Kate’in teslim olduğu izlenimini veren meşhur monoloğu vardır. Ama bu sahne hâlâ tartışmalıdır:
Gerçekten teslim mi olur, yoksa zekice bir oyunla yeni bir rol mü yaratır?
Petruchio,