Ince Memed...
Şahinim, yiğidim, gönlü geniş kardaşım, bir umudum sende anlıyor musun?
Yanlış anlaşılsın istemem, bu bir inceleme değil sadece kitap bitince insanı yoğun bir duygu seline teslim ediyor ve içinde aynı anda bir sürü duygunun coştuğunu, dizgin tutmadığını hissediyor insan. Ve bir de özlem. Dürüstlüğe özlem,mertliğe, bozulmamış yaşamlara, aşkın yücesine, dostluğun samimiyetine özlem. Hem de toroslar kadar büyük bir özlem... Ben de bu duygu seline karşı koyamayıp sadece (en azından) içimdekini paylaşayım istedim...
Yaşar Kemal okurken sayfalar ve zaman iç içe geçmiş, ayırt edilmeden akıyor coşkun bir ırmak gibi. Koca kitap nasıl bitti anlamadım. Taşının toprağının bile üzerinde çalışan köylüye "ağa" kesildiği, eziyet ettiği, çakırdikenli toprakları... Ağaların, efendilerin, beglerin insafına kalan köylünün çektiği fıkaralık ve eziyet anca bu kadar anlatılabilir. Ve her zulüm devrinin kendi elleriyle yarattığı Ince Memed'ler...
Dili ve yarattığı karakterler öylesine naif ki, okudukça ve tanıdıkça onlar karşısında utanıyor, küçülüyor, içinde bir şey eziliyor insanın. Içinde iyiye, güzele olan hasreti büyütüyor, besliyor Yaşar Kemal, onu okumak büyük bir keyif ve şans benim için!