Samet

Samet
@smetym
naçizane kısacık ömürlerinizde yalana yer vermek sizi hayli yoracak, biraz hakikatli ve dürüst olmanın kimseye bir zararı dokunmaz.
İmza
hayattan bir beklentimiz yoktu. hayatın da bizden olmadığı gibi. esen rüzgara verip sırtımızı; bir sağa, bir sola savrulduk hep. tuzu biberi oldu kader denen yemeğimizin; hüzün ve keder. mutluluk susuzluğu; kuruttu gönlümüzün dudağını. içten içe sarılıp kendimize doğru; akıttık göz yaşımızı bağrımıza. ağıtlı çığlığımız vermedi fırsat; başka sesleri duymaya. bir dert bizde yüklü diye bildik. oysa ne acılarla sürüp giden, ne nice yaşamlar ayak bastı bu topraklara. ne güneşli günleri umutla bekleyen; ne soğuk karlar yağdı yeşil yapraklara. hiç biri vazgeçmemişken davasından, biz kırıldık yarı yolda. hep güçlü görünürdük ama; ne hal kalmış elde, ne derman kolda. ve bittik. öylece çekip gittik; dönmedik arkamızı. böyle mazlum bir hikâyeye; karaladık imzamızı...
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kasvet
... birden ayaklandı, pencereye yanaştı ve perdeyi araladı. duruşunu hiç bozmadan gözlerini gök yüzüne doğru çevirdi. hava kasvetli, yağmura açık bir davet gönderir gibiydi. dar yatak odasının mimarı olan gardırop, eski ama hakiki cevizden imal edilmiş. işlemeleri ve oymaları; hepsi birer sanat, hepsi birer şaheser. yağsız kalan yıllanmış menteşelerin sesini bastırmak için bir kapısını yavaşça araladı. siyah ve uzun, kaşe pardesüsünü bir çırpıda üzerine geçirdi. önünü iliklemeden önce yün kaşkolunu boynuna doladı, göğsünün üzerinde kabarık durmaması için sol eliyle boyun kısmından sabit tutarken sağ elinin avuç içiyle aşağıya doğru ütülercesine bastırdı. düğmelerini yavaş yavaş kapatırken gardırobun bir kapısı hala açıktı. sol elini üst rafa uzattı, rengi siyahtan hallice, kahverengiye çalan kasketini aldı. takmadan önce saçlarını düzeltti. sol eliyle arkasından, sağ eliyle ön ucundan bastırmak suretiyle giydi. gıcırdayan kapıyı açtığı titizlik ve hızla aynı şekilde kapattı. bir kaç adım geriye gitti ve uzaktan kapanan kapının aynasında kendini derinlemesine bir süzdü. artık hazırdı. bu kokusu nahoşa müsait davetkar kasvet, artık onu korkutmuyordu...
Edebiyat
günün son demleri yüreğine iyi oturmuş olacak ki, bir an duraksadı. verdiği kararı düşünerek şehadet getirircesine haykırdı! tüm sokağa karanlık gölgesini benimsetmiş, esen rüzgâra; "kral benim" demişti sanki. hızla artan kalp atışlarına yenik düşercesine bir dizinin üstüne çöktü. üzeri yerdeki çamur birikintisinde pislendi. elini havaya kaldırarak; "bitmemeli" dedi. belkide bu, diyebileceği en makbul şeydi. yaşamın bütün görkemi ve ihtişamı sadece bir rüyadan ibaretti. ve en önemlisi; kalabalıklar hep geçiciydi. kaçınılmaz olan yegâne şey şuydu; herkes bir gün yalnız kalır...
Edebiyat
Hal
bir hikaye bende ki, konusu senli. kahramanı da benim ve gemim yelkenli! bu nasıl bir ayrıcalık? nasıl bir endam? gülüşün bir insan için fazla özenli! sesim kısılır sessiz, çığlıklarımdan. ardın sıra hep koşar, durmaz hayalim! bir dile gelsem de duysan, dudaklarımdan. seni umut etmekten; kalmadı halim!
Şiir