Sümeyye Acarkan

Hz. Mevlânâ ne büyük bir insanmış! Bunca soyut bilgiyi, bu kadar anlaşılabilir kılmak ne büyük bir armağan! Aradan asırlar geçmesine rağmen hala geçerli. İçsel sürecime tam olarak uyan bir şeyler daha buluyorum: Kişi, övgüye değer bütün özelliklerini kendi çabası ve çalışması ile elde ettiğini zanneder. Ancak bir zorluk içerisindeyken, bütün güçleri tükendiğinde, hayal kırıklığına uğradığında Rabbi ona şöyle der: “ Bütün bunları kendi çabaların, kendi gücün ve kendi zekanla mı elde ettiğini zannettin?… Bu zannın ve nankörlüğün için bağışlanmayı dile. Çünkü sen, kendi ellerin ve ayaklarınla başardığını sandın. Şimdi artık tüm vardıklarının bizim lütfumuz olduğunu anladığına göre, mağfiret dile, çünkü O bağışlayıcıdır”. Bu benim emare nefsim, karanlık yüzüm, kibirim olmalı! Ne kadar aldatıcı! Nefs-i emmareyi yenmek, her çeşit ayartmaya karşı direnmeyi gerektirir. Uzun zamandır içinde bulunduğum katı disiplin, benim için hiç problem olmamıştı. Nefsimi çok uzun zaman önce kontrol altına aldığımı zannediyordum. Her asırda Sufi üstadları insanları buna karşı uyanmışlardır: Kendi kendine başardın zannı, tehlikeli bir tuzaktır… Tuzakları bilmek ise onlardan korunmayı sadece kısmen sağlıyor .
Sayfa 47·Kitabı okudu
Mevlana
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Daha da derin bir mutluluk duygusuyla doluyorum. Sanırım bütün mutsuzluklar, bir şeylere sahip olduğumuz zannından ve zaten olacak olana direndiğimizden doğuyor. Derinlerde saklı olan huzur anahtarı ise kabullenmek ve direnmekten vazgeçebilmektir. Mürşid’im bir defasında bana şöyle demişti: Dileyebilirsin ama ihtiyaç duyma! Bu niçin aynı anda hem çok basit hem de çok zor? Asla bu görüş kaybetmemeyi ve asla ası amaçtan perdelenmemeyi diliyorum.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Mutsuzluk
Hastalarımdan biri, bir defasında kanser olan bir arkadaşından bahsetmişti. Hastalık, tıbben tedavinin mümkün olmadığı bir safhaya ulaşmıştı. Bunun üzerine hasta çaresizlikle, kanseri yenene kadar oruç tutmaya karar vermişti. Ya o ya da kanser, ya da her ikisi birden ölecekti. Sonuç olarak hasta, kanseri yenmeyi başarmıştı. Halvet, bildiğim en etkili ruhsal deneyimdi ve bildiğim bütün psikoterapi yöntemlerine dayanıklılık gösteren saplantımı yenmemi sağlayabilirdi. “ Şayet birisine yanılgı ve ihmalden uyanmak nasip olmuşsa bu Allah’ın rahmetinden bir lütüftur.” Hz. Mevlana
Sayfa 35·Kitabı okudu
Halvet
“ Nasıl oluyor da sen acı çekerken görüyor ve buluyorken, şimdi görmüyorsun? Sırf acı çektiğinde görüyor olmandan dolayı, acı sana sunulmaktadır ki pişesin ve Allah’ı hatırlayasın.” Hz. Mevlana
Sayfa 34·Kitabı okudu
Mevlana
Niyetlerimin beni sadece O izin verdiği sürece bir yere götüreceğini düşünmek, huzur ve sükunet getiriyor. Her şey çok basit ve rahatlatıcı. Yine mi gözyaşı? Acı gibi gelen aslında merhamettir, Hazreti Mevlana’nın “ çift anlamlı” sözleri, acı ve zevk, niyet ve sonuç! İşte bunun anlamı bu! Bu rahmet çağrısına karşı çıkabilir miydim? Halvet hakkındaki ilk düşüncelerim ve niyetim şimdiden değişmişti bile. Şimdiden dört gün oldu. Elhamdülillah ! Acı benliğimizi sardığında , dar görüşlülüğün perdeleri yırtılır. Hz. Mevlana
Sayfa 31·Kitabı okudu
Halvet