Öncelikle bu kitap hayatıma girdiğinden ve okumaya başladığımdan beri bana çok fazla perspektif getiren bir kitap oldu. Aslında yazabileceğim şeyler kesinlikle yeterli kalmaz ama insanların bu kitabı okumasını çok isterim. Bu yüzden çok ama çok özetle bir kaç şey yazmak istiyorum.
Bu kitabı Te’vil-i Ehadis ile ilgili olduğum zaman içerisinde tavsiye üzerine duyup kitap listeme eklemiştim, uzun sürede orada kaldı. En sonunda alıp okumaya karar verdiğimde bu kitabın hiç bitmesni istemedim. Bazı yerleri tekrar tekrar okudum bazen çok uzun zaman zarfında çok kısa bölümler okudum. Dikkatimi vermeye çalıştığımdan değilde okuduğum şeylerin hayretinden kaynaklı diyebilirim.
Sonradan müslüman olan amerikalı biri Muhyiddin Şekûr ve bir mürşidin yetiştirmesiyle ( ki bu bize nasip olsun diye ne yapmayız) öğrendiği hakikatleri bir nebzede olsa bize anlatmış ve bizde bu yolculuğu belki hiç yaşayamayacak kişiler olarak bunu bir nebze tatmış oluyoruz. Ve tadı da damağımızda kalıyor.
Belki bundan yıllar önce şeyhlerin mürşidlerin sayısı çokken ülkemizdede buna benzer şeyler daha çok yaşanıyordu. Ama nasip ne demek? Daha iyi anlıyorum. Bir tarafta Müslüman bir ülkede bile o kadar yaşayan mürşid ile karşılaşamayan bizler var. Bir taraftada Amerikalı bir müslümanın Türkiyede dahil bir çok ülke gezerek tanımış ve nasiplenmiş olduğu bir çok büyük zat….
Allah bizlerede nasip etsin, bu dünya imtihanı çok ağır, bizi de elimizden tutup Efendimiz (s.a.v.) e ordanda Allah-u Teala ya götürecek kişilerle Rabbim bizleri karşılaştırsın.