At vuruldu; içim paramparça Rüveyda
Gölgelerin ardına sakladım kusurumu
Sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
Ben burda damla damla eriyip akıyorum
Yine de, bırakamam yerlere gururumu
İstenmediğim yeri usulca terk ederim
Hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
Farkında mısınız hayatta herkes bize bir şeyler olmamızı söylüyor.Herkeste herkese bir akıl verme telaşıdır gidiyor. Tüm bu olan biteni, hiç bir gözün göremeyeceği bir kuarktan hiç bir canlının gidemeyeceği dev kara deliklere kadar her şeyi var eden varken, ne olmamız gerektiğini söyleyen insanlar... Neden insan insanı sığlaştırır? Neden hayallerine hayal katmaz da kesik atar?
Sanırım onların hayal edip yapamadığı şeyleri yaparız, yaşamadığı şeyleri yaşarız ve uçamadıkları gökyüzüne uçarız da özgür oluruz diye korkuyorlar. Belki de yalnız kalmamızdan korkuyorlardır. Çünkü bir insan ne zaman yalnız kalır da düşünmeye başlarsa, yaşam dediğimiz şeyin tam olarak keyfine varmaya başlar. Ve bence ancak yalnız kalmaya cüret edip düşünmeyi seçen insan, gerçek bir insan olmayı hak ediyor...
Freud'un kızına yazdığı mektup: "Sevgili Anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. Fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. Yani bunun güçsüzlükle alakası yok."