Sena

Puan vermedi·448 syf.··
2024 121. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2024 15:22
Yırtıcı Kuşlar Zamanı'nda Ahmet Ümit Türkiye'nin yıllardır mustarip olduğu toplumsal hastalıkların röntgenini çekiyor. Olan bitenin farkındaydım, arkadaşlarım etrafımdaydı, insanlar bana yardım etmek için çırpınıyorlardı. Ama umurumda bile değildi. Yemek yiyemiyordum, iğne ipliğe dönmüştüm. Vazgeçmiştim, her şeyden, herkesten, hepsinden... Kılımı kıpırdatamıyordum. Kıpırdatmak istemiyorum diye değil, kıpırdatamıyordum, çünkü artık içimde yaşama isteği yoktu. Diyor Nevzat komiser okumaya değer bi kitap Ahmet Ümit’in polisiye kurgu kalemi çok sağlam
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·96 syf.··
2024 120. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2024 12:14
Ahlak anlayışını edebi kurgu içinde ele alan Tolstoy'un okuduğum en iyi öykü kitaplarından birine imza atmış olduğunu söyleyebilirim. Rus edebiyatının en iyi ismi olmakla kalmayıp kitaplarının popülerliğini ülkemizde de koruyor olması, beğenilmesinden değil, Oğuz Atay gibi popüler kültürün de bir kurbanı olduğunu rahatça söylemek mümkün. Aldırmayıp zevkle okuyanlardan olduğum için kısa bir anlatımla değerlendirmek istedim. Aç gözlülük, doyumsuzluk ve sevginin kalemini sağlam tutup kitabını dünyaya sunmuş olan Tolstoy, bir kaç kısa öyküyle ders vermek ister gibi yazdığı bu eserini severek okudum. Bir çok konuyu ele almış; sonuçları pek şaşırtıcı olmasa da kalıplaşmış aşk konuları gibi kabak tadı bırakan kitap olmamış. Sadece tahminden öteye gidebilmek için yaşamak lazım öyle değil mi? O halde biraz öykülerin konu başlıklarından bahsedelim. İnsanlar doyumsuzdur. Neye sahip olurlarsa daha fazlasını isterler bu kitapta bunu rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz hoş artık gözlem için kitaplara pek gerek kalmıyor. Elindekiyle yetinmek belli başlı insanlara özel bir yetenektir ya da zorda kalan her insan... bir öyküsünde elindekilerle yetinemeyen insanlarla, bir diğer öyküsünde elindekiyle yetinip elini bir insana uzatan insanın hikayesini konu almış. Elinde olmayıp kendinden önce başkasına yardım etmek her yiğidin harcı değildir. Kendini bırakıp başkasını omuzlanmak yürek ister. İşte Tolstoy o yürekli insanlardan bahsetmiş. Simon adlı kahramanımızın yardım sever olması, kendisine uzatılan eli tutup aradığı sevgi, saygı, yalnızlığın Allah'a mahsus olması ve ölümün kaçınılmaz olmasını anlayan Michael, neyi yaşaması gerektiğini bilmeyen kralı, doyumsuz olup hayatından vazgeçen Pohem, iki komşunun zavallı hikayesi sizin de sorularınıza cevap olabilir. Çünkü Tolstoy sadece yazar değil
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,1bin okunma
Puan vermedi·430 syf.··
2024 119. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2024 17:01
bazen söylenen tek bir Kelime üzerinde saatlerce düşünebiliyor insan. Bu herkes okuyabilir ama önemli olan kitabı okuduktan sonra hala aynı kalıyor muyuz kalmıyor muyuz kendi adıma söyleyeyim çok farklı bakış açıları kazandım. Nietzche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrı'yı öldürmüş. "Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır" diyor. Daha sonra, "Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenebilirsiniz?" diyecektir. Bu kitabın arka kapağından Nietzsche'yi anlatan bir kesit. Aslında Nietzsche kitaplarını pek okumadım hatta hiç okumadım desem yeridir ama bu kitap Nietzsche'nin kitaptaki fikirleri o kadar etkileyici ki onu tanımak için bence muazzam bir seçim olacaktır. Roman olmasının yanında edebi anlatımı, felsefik, psikolojik ve tarihi içeriğiyle de dolu dolu bir eser. Aslında doktor Breur'un asıl amacı Nietzsche'yi iyiletirmek ama kitabın ortalarına doğru roller değişiyor Nietzsche Breur'un doktoru oluyor günden güne birbirlerine açılan bu iki deha kendi sorunlarına o kadar felsefik çözümler buluyorlar ki aralarındaki felsefik konuşmalar inanılmaz zevk verici kesinlikle şiddetle tavsiye ediyorum aşırı ama aşırı güzel bir kitap keyifli okumalar dilerim
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Puan vermedi·430 syf.··
2024 117. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2024 15:38
Evet tartışmasız beni en sarsan, duygulandıran, sinirlendiren,şaşırtan ve daha birçok duygu ile başbaşa bırakan o kitap. İki kadının hayatlarının kesiştiği ve yaşadıkları zorlu hayatı konu alan bir eser. Leyla ve Meryem. Sanırım bu iki ismi ve yaşadıkları o zor durumları unutmak pek kolay olmayacak. Meryem, Celil ve Nana’nın evlilik dışı beraberliğinden dünyaya gelen bir kız çocuğu. Celil Han bu durumu kendine yakıştıramayıp ve adının kirlenmesine müsaade etmeyip Nana ve Meryem’i Herat’ın uzaklarında bir kulübede yaşamaya mahkum ediyor. Zaman zaman kızını görmek için ziyaretlerine gitse ve ona hediyeler alsa da bu asla bir çocuk için yeterli olmuyor. Ve sonrasında yaşanan olaylar. (spoiler vermemeliyim diye sürekli yazıp sildim evet ) Leyla ise Kabilde anne ve babasıyla yaşayan bir kız çocuğu. Dönemin zor şartlarında yaşamaya çalışan ve belli acılar çekmiş bir ailenin kızı. Savaşın ortasında kalmış ve sevdikleriyle sınanmış biri. Bu iki kadının hayatı bir noktada kesişiyor ve eser bu yönde ilerliyor. Kitap dönemin zihniyeti,ülkenin iç burkan durumunu çok net bir şekilde gözler önüne seriyor. Kitapla beraber savaşın o kanlı yüzüne, insanların çektiği acı ve sıkıntılara, uğradıkları haksızlıklara, özellikle de kadınların nasıl yok sayıldığına bir bir şahit oluyorsunuz. Meryem’i okurken bir bölümde şunu hissettim, yaşadığımız o üzüntünün tesiriyle evet bir şeyleri yok sayma,unutma ve birilerini affedememe hissine kapılıyoruz. Ama ya sonra bunun için pişman olursak? Ya yapmadığımız şeyler için keşke yapsaydım dersek? Ya ölümün bize sunduğu o geri dönülmez keşkelerle boğuşursak? İşte bu,insana yaptıklarından ziyade yapmadıklarından gelen pişmanlığın daha acı verici hisler
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,4bin okunma
10/10
·724 syf.··
2024 115. kitabı
·
134 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 17:06
Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." demiş Oğuz Atay. Biliyoruz ki zaten insanlar hayal dünyasında hayal kırıklıklarına yer vermezler. Selim ve Turgut hayallerinde olmayan şeyleri yaşadılar. Ölmeden birkaç defa öldüler. Bu yüzden incelememe alıntılardan başladım çünkü bazı kitaplar insan hayatlarından birer alıntı, alıntıların da birer yaşam tecrübesinden doğan duygular olduğuna inanıyorum. Oğuz Atay'ın en özel ve bilindik eserlerinden biri olan Tutunamayanlar hayata tutunamayan Selim karakterinin hayatından kalan anılarını ve yaşama olan bağlılığını ama var olan, yok edemediği mutsuzluk, bekleyiş, umut havuzunu kaleme almıştır. Selim'in hayatı çatlak bardakdaki su gibiydi. Yaşasa da yaşamasa da hayatı tükendi çünkü tutunamadı hayata. Aşk, sadakat, ölüm, saygı, güven, yalnızlık, iş hayatı, hayat koşulları kısaca sanki doğumdan ölüme kadar sık elenip ince dokunan bir eser olmuş. Her karakterin, kitabı okuyan okuyucuda bir etkisi bırakılmak istercesine duygular yoğunlaştırılmış. Karakterler yazarın dediği gibi ölmeden öldürülmüş fakat hala yaşayan insanlar. Dost kelimesinin sözlükteki anlamı olabilen Turgut', Selim karakterinin hayatında önemli yeri vardı çünkü şimdilerde de eskilerde de dost kavramı bulunamayacak kadar değerli. Turgut, hayata tutunamayan arkadaşı Selim'in hayatından kopup gitmesi ile psikolojik sorunlar yaşamış hatta bir süre arkadaşının ölümüne inanmamıştır. Sevgi ne kadar büyükse bıraktığı hasar da o kadar büyük olabiliyor. Hayat doğumdan ölüme bir kitap gibidir, anılara gelince; o da o kitabı ölmeden göz önünde izlemek gibi... Turgut'un hayatından bahsedecek olursam; ilk okulda sınıfın zeki öğrencisi, itileni, kakılanı ve duygusal olanı. Kendini kitaplara veren, okumayı seven belki de hayatını bir kitapta arayan insandı.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam