İyi tarafınla herkesi seversin, herkesin iyi tarafını sevebileceğin gibi.
Herkesin kötü yanlarını sevemezsin.
Kötü tarafınla birini ne kadar sevebilirsin?
Sen hep karşıya yeşil ışık yandığında geçmişsin, ben dokuz ayı bile doldurmadan dünyaya erken gelmeyi seçmişim.
Senin çantanda hep bir şemsiye var, benim kulaklığımda bile yağmurun sesi.
Sen bütün hayvanları çok seversin, ben dinazorların varlığından şüphe etmemeyi.
Sen insanları kutup yıldızı gibi yön gösterirsin, ben kuzey ışıkları kadar belirsizim.
Sen canavarları sevmezsin, ben onların gözyaşlarını silerim. Belki de canavarın ta kendisiyim.
İki elini bırakarak kilometrelerce gidebilirsin bir bisikletle ama iki elini bırakarak sevmezsin kimseyi.
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Nazım Hikmet Ran