nevi şahsına münhasır birisi işte

nevi şahsına münhasır birisi işte
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.) x.com/dr_hayalperest_
Sûfilere göre, insan bir 'âlem-i sağir'dir, yani mikrokozmostur, zübde-i âlem'dir. Akıl bizi gizli güçlerimizi gerçekleștirmeye yönlendirir, hayatın temel amacını belirlememize yardım eder, ancak varolușsal sorunumuzu tek başına çözemez. Bu anlamda entellekt ve gerçek benlik, akıl ve sezgi, Ben ve Ben-olmayan arasında bir zıtlık vardır. Bir farkındalık durumuna eriștiğimiz zaman sezgisel olarak biliriz ki olduğumuz șey, olabileceğimiz șey değildir. Daha derin bir güvenlik alanının varlığına dair fikrimiz vardır, ama bildik örtüler bizi oraya ulaşmaktan alıkoyar. Günübirlik toplumsal hayattan beslenen başat bir ego, içsel sesi kolaylıkla boğup evrensel bir benliğin gelișimini ketleyebilir. Sûfilerin mesleği, gerçek benliğe ulaşma, insan-ı kamil olma yolculuğundan ibarettir ve bu yoldan alıkoyan zihinsel bloklar, engeller ve örtüler aşıldığında, kişi kâinatın aynası olacaktır.
Sayfa 20
Reklam
Kâinat kişinin kendi farkındalığını arttıran ve nihai benliğe ulaşma yolunda kişinin elinden tutan bir yardımcıdır. "Bu yönüyle tasavvuf, insanla alem arasındaki savașın düğümünü çözme, insanı âlem içinde huzursuz eden derin sebepleri bulduktan sonra onu bir iç muhasebe ve murakabe ile yavaș yavaș bu sebeplerden uzaklaştırma ona kendi iç hakikatini buldurma; başka bir tabirle, onu alemden ayrıldıktan sonra (urûc) tekrar döndürme (nüzûl) yoludur."
Sayfa 20
Psikoloji
Titus Burckhardt söyle yazar: "Geleneksel uygarlıkların tıp ilmi, modern psikoterapinin yerini tutacak bir șey bulamıyorsa, bunun nedeni psişiğin psişikle tedavi edilememesidir. Psyché, belirsiz eylem ve tepkilerin alanıdır. Kendi özgül doğası nedeniyle özünde istikrarsız ve aldatıcıdır. Bu yüzden, sadece kendisinin dışındaki veya üstündeki bir şey aracılığıyla tedavi edilebilir." Sûfinin yolculuğunda kâinât, dışsal bir nesne değil, Hakikat arayıcısının onunla birlikte seyahat edeceği ve arayıcının benliğiyle bütünleşeceği bir şeydir. Fritjof Schuon'un fadeleriyle,"Sufinin irfanına göre, bütün yaratılış ilahî perdelerin kaldırılmasının bir oyunudur."
Sayfa 19
Psikoloji
Geleneksel psikoterapilerde, terapi yalnızca semptomlardan kurtulmanın bir yöntemi değil; aynı zamanda, kişinin kendisine çizdiği sınırları aşmasının eğitimsel yöntemidir de. Bireylerin benmerkezciliği kaybetmeleri, nihaî hedeftir. Bir sûfi sözü bunu şu sekilde anlatır: "Nefsi kendi elinde kar gibi erimeyenin elinde, din kar gibi erir'"
Sayfa 18
Psikoloji
Yola çıkmak, ruhun sızısına şifa aramaktır. Hayat, bir bakıma şifa bulma arzusudur. İnsanın o ilksel ayrlığından iyileşme ve Cânân'la buluşma arzusu. Şifa sahibini arayış. Bir sûfi sözünde söylenildiği gibi, "her arayan bulamaz, ancak bulanlar yalnızca arayanlardır."
Sayfa 15
Alıntı
Reklam