Sûfilere göre, insan bir 'âlem-i sağir'dir, yani mikrokozmostur, zübde-i âlem'dir. Akıl bizi gizli güçlerimizi gerçekleștirmeye yönlendirir, hayatın temel amacını belirlememize yardım eder, ancak varolușsal sorunumuzu tek başına çözemez. Bu anlamda entellekt ve gerçek benlik, akıl ve sezgi, Ben ve Ben-olmayan arasında bir zıtlık vardır. Bir farkındalık durumuna eriștiğimiz zaman sezgisel olarak biliriz ki olduğumuz șey, olabileceğimiz șey değildir. Daha derin bir güvenlik alanının varlığına dair fikrimiz vardır, ama bildik örtüler bizi oraya ulaşmaktan alıkoyar. Günübirlik toplumsal hayattan beslenen başat bir ego, içsel sesi kolaylıkla boğup evrensel bir benliğin gelișimini ketleyebilir. Sûfilerin mesleği, gerçek benliğe ulaşma, insan-ı kamil olma yolculuğundan ibarettir ve bu yoldan alıkoyan zihinsel bloklar, engeller ve örtüler aşıldığında, kişi kâinatın aynası olacaktır.