Tasavvufta kalb, İbn Sina'da ise evrensel akıl bireysel varlığı aşan ve evrensel, bilinçüstü bir niteliğe bürünen kavramlardır. Varlığın görünür fenomenleri kalble ve evrensel akılla başlar ve biter. Kalb ve evrensel akıl, insanın bilinçdışı cevherinin, bâtının ve yaşamın yaratıcı enerjisinin ifadesidir. Kalblerin uyanıklğından veya körlüğünden bahsedilmesi, kalb gözü ifadesinin sıklıkla kullanılması, kalbin entellektüel sezgi olarak tanımlayabileceğimiz işlevine işaret eder. Kalb, erdem sahibi olmakla, tefekkürle ve Tanrı'yı anmakla uyanır, keskinleşir. Duygusal çatısmalar, kaygılar, tasalar ve nevrozun bütün biçimleri, yeni bir bilişsel yönelimle giderilir. Kalb, ilâhi bilgi ve aşkın tahtıdır ve aşk Mevlânın ifadesiyle, 'bütün hastalıklarımızın hekimi'dir. Büyük düşünür Gazâli de, Kimyâ-yı Saâdet`inde şöyle yazmaktadır: "Kalb, parıldayan bir ayna gibidir. Sıkıntılı işler o aynayı bir duman gibi kaplar ve gerçek benliğini göremez olursun. Evrensel Gerçeklik, yani Tanrı'nın görüntüsü ile arana bir perde iner."