nevi şahsına münhasır birisi işte

nevi şahsına münhasır birisi işte
Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm (Allah bana yeter, O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O, yüce Arş'ın Sahibidir.) x.com/dr_hayalperest_
Sufilikte unutkanlık (gaflet) kavramı, psikanaliz ve dinamik psikoterapideki represyon (bastırma) ve yadsıma savunma düzeneklerine benzemektedir. Represyon bir fikir, tecrübe veya duygunun bilinçdışına itilmesi ve bilince çıkmasının engellenmesidir. Yadsıma ise, benlik icin tehlikeli olarak algilanan ve bunaltı doğurabilecek bir gerçeği yok saymak görmemek tarzında bir ilkel savunma mekanizmasıdır. İşte sufilikteki gaflet, bu represyon ve yadsıma düzeneklerini andırmaktadir. Sufilikte kişinin kendisinden cahil olmasi ve kendisinin farkına varamaması, Hakikati göremiyor olmaktan daha kötü bir durum olarak nitelendirilmiştir.
Sayfa 27
Psikoloji
Reklam
Sûfiler, tefekkürdeki sessizlik yaşantılarının yanı sıra, düşünce süreçlerinin ve dilin sınırlarını aşmak suretiyle hayvani nefsin bilinçdışı güçlerinin en derin seviyesini yaşantılayabilirler. ... Bu yüzden, sûfinin en önemli görevlerinden biri, benliğini yanılsamalardan kurtarmaktır. ... Tefekkür ve iç yaşantılara kulak kesilme yoluyla, sufiler bilinçdışını keşfe çıkarlar. ... Tasavvuftaki bilinçaltı, soyut bir kavram değil, somut gerçekliği olan bir şeydir.
Sayfa 26
Tasavvuf
"Alimler peygamberlerin mirasçılarıdır."
Ebü'd-Derdà radıyallâhu anh, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den duyduğu şu hadis-i şerîfi haber verdi: - "Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah Teâlâ ona cennet yolunu kolaylaştırır. Melekler, ilim öğrenenlerden hoşlandıkları için onlara kanat gererler. Göklerde ve yerde bulunan varlıklar, hatta sudaki balıklar bile âlimlerin bağışlanması için Allah'a yalvarırlar. Bir âlimin sadece ibadetle uğraşan bir kimseye üstünlüğü, on dördüncü gecesinde ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin mirasçılarıdır, Peygamberler altın gümüş değil, sadece ilmi miras bırakmışlardır. İşte bu ilim mirasına konan kimse, çok büyük bir kısmet kazanmış olur" (Ebû Dâvûd, ilim 1; Tirmizi, ilim 19. Ayrıca bk. 1379-1395. hadisler)
Sayfa 159
Din
Özet; nefsi öldürmek değil terbiye etmek
Nefis, ruh demek değildir ve ruh sözcüğü nefsin psikolojik anlamını karşılamaz. 'Kişilik, benlik veya kendilik (self) veya kişilik gelişiminin aşamaları, nefis için daha yakın karşılıklar olabilir. Sûfiler, nefis kelimesini yalnız başına kullandıklarında, "nefs-i hayvâni"ye işaret etmek istemişlerdir. Nefis, soyut bir kavram veya düşünce olarak değil, somut bir varlk olarak algılanmıştır. Tehlikeli bir yılan, sıcakta kızmıs bir deve veya yabani bir at, nefsi betimlemek için başvurulan metaforlar arasındadır. Sûfiler bu içimizdeki hayvan'a, onu öldürmek veya ortadan kaldırmak amacıyla değil, onu ıslah etmek, enerjisini ruhi/manevi büyümeye yönlendirmek amacıyla yaklaşırlar. Gelişimin özellikle ilk evrelerinde, kişi arzu, dürtü ve eğilimlerinin sürekli farkında olmalıdır. Bu enerjilerin farkına varmak ve içteki hayvan'ın gücünü yönlendirmek, yolcuya Hakikat Yolu' nda daha ileri gitme imkânını verir.
Sayfa 24
Tasavvuf
Tasavvufta kalb, İbn Sina'da ise evrensel akıl bireysel varlığı aşan ve evrensel, bilinçüstü bir niteliğe bürünen kavramlardır. Varlığın görünür fenomenleri kalble ve evrensel akılla başlar ve biter. Kalb ve evrensel akıl, insanın bilinçdışı cevherinin, bâtının ve yaşamın yaratıcı enerjisinin ifadesidir. Kalblerin uyanıklğından veya körlüğünden bahsedilmesi, kalb gözü ifadesinin sıklıkla kullanılması, kalbin entellektüel sezgi olarak tanımlayabileceğimiz işlevine işaret eder. Kalb, erdem sahibi olmakla, tefekkürle ve Tanrı'yı anmakla uyanır, keskinleşir. Duygusal çatısmalar, kaygılar, tasalar ve nevrozun bütün biçimleri, yeni bir bilişsel yönelimle giderilir. Kalb, ilâhi bilgi ve aşkın tahtıdır ve aşk Mevlânın ifadesiyle, 'bütün hastalıklarımızın hekimi'dir. Büyük düşünür Gazâli de, Kimyâ-yı Saâdet`inde şöyle yazmaktadır: "Kalb, parıldayan bir ayna gibidir. Sıkıntılı işler o aynayı bir duman gibi kaplar ve gerçek benliğini göremez olursun. Evrensel Gerçeklik, yani Tanrı'nın görüntüsü ile arana bir perde iner."
Sayfa 23
Tasavvuf
Reklam