Sait Faik bu kez bir ay boyunca izlediği adliye mahkemelerindeki “tutukluların” öykülerini yazıyor. Bu kişiler Sait Faik ‘in bildik evrenin bildik yüzleri:kimsesizler , yoksullar, işsizler, balıkçılar, oyun olsun diye hırsızlık yapan çocuklar. Ve öte yanda yargının soğuk yüzünü yansıtmaktan uzak, iyicil yargıçlar çıkar karşımıza. Suçlu olarak mahkemede bulunan çoğu kişiyi, önce insan olduğunu anımsatan ayrıntılarla, onların önce bir oğul ya da bir baba olduğunu vurgulayarak anlatır Sait Faik. Aslında ona göre suç da yoktur, suçlu da. Okura da hepsini tahliye etmek düşer.
Mahkeme KapısıSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,476 okunma
Allah vardı, onunla beraber hiçbir şey yoktu. Şimdi de öyle, önce olduğu gibidir. O halde varlığını yok et ve bilinmezlik toprağına göm; çünkü gömülmeyen şey bitmez. Tefekkür kalbin kandilidir; o giderse kalp için ışık yok demektir. Ariflerin kalpleri ve sırları, nurların doğduğu yerdir. Seni birisi hak ettiğin şekilde övdüğünde, sen de o hali sana veren Allah'ı övmeye başla ki ariflerden olasın. Her varlıkta Allah'ı gör, her varlığı Allah suretinde gör. Bir gülün kesretinde ve bir lalenin vahdetinde Allah ile ol.
“Her vakit önemli bulmuşumdur mektuplaşmayı. Çünkü ayrı yerlerde kalanlar arasındaki ilişkileri mektuplar düzenler.”
Yine o net kalemiyle yazmış, okunmalı.
Batı NotlarıNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 20141,686 okunma
Pala’nın belki de en sevdiğim kitabı. Peygamber Efendimizi bülbülün gözünden öyle güzel anlatmış ki insanın okurken duygulanmaması mümkün değil. Bilmediğim bir sürü şey ile karşılaştım. Kesinlikle okunmalı.
Oğuz Atay okumak öylesine kolay bir iş değil, hakikaten sabır ister, zaten öyle tek solukta okunup bitirilecek hikayelerden olduğunu düşünmüyorum. Bir kere bütünlük yok kitaplarında, karmaşık bir yapısı var, bu da hem sabır hem de alt yapı gerektirir.