Bilezikler, kolyeler, yüzükler... Mücevherlerin parıltılı hareketlerine, yıldızlar kadar uzak hissediyorum kendimi. Genç bir kız dalgın mavi gözleriyle bana bakıyor. Bu tarz bir safirin karşısında ne yapabilirim?
Tanrım, kayboldum! Acı bana! Kendimi aklı başında ve talihinden memnun biri sanıyordum; hırsızlık içgüdüsünden muaf olduğumu söylüyordum hep kendi kendime, ama ne yazık ki bu doğru değil. Benim olmayan her şeyi istiyorum çünkü.
Ben, ben! Akşamın karanlığına gömülmüş derin göz çukurlarımdan, yüzümün solgunluğundan ve yavaş ama emin adımlarla beni boğup yok eden bir sessizliğin mühürlediği ağzımdan başka bir şey göremiyorum artık.