L.

L.
@sodeep
Hiçten fazla olduğumuzu kanıtlayan hiçbir şey yoktur.
936 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
‘Belki de çarpıcı olan buydu, onun tarafından dolaylı olarak işlenmiş ya da tasarlanmış bir cinayet hakkında, ciddi bir cinayet hakkında benimle böyle konuşmasıydı çarpıcı olan, halbuki, daha düne kadar bu, doğallıkla bahsedilmeyecek bir şeydi en azından. Böylesi bir şey fark edildiğinde, ya da kabul edildiğinde, karşılığında ne açıklamalar, nutuklar, ne sakin konuşmalar ne de tahliller gelirdi; bilakis, korku, öfke, utanç, hummalı bağırtı çağırtı ve suçlamalar olur ya da bir ip alınır, itiraf eden katil bir ağaca asılır, beriki bu kez kaçmaya yeltenir ya da gerek varsa tekrar elini kana bulardı. 'Garip bir çağda yaşıyoruz,' diye düşündüm. 'Herkesin her konuda konuşmasına ve cümle alemin her şeyi dinlemesine izin veriliyor, ne yapılmış olursa olsun ve sırf kendini savunması için de değil, adeta zalimliklerin anlatımı ilgi çektiği için.'
Sayfa 199 - YKY
Birini korkuttuğumuzda bunu daima fark ederiz. Belki kadınlar fark etmez ya da belki de nadiren korkuttuğunuz için ve duyguyu tanımadığınızdan ... Çocuklar karşısında olanı saymazsak tabii, onlara bayağı bir korku salabilirsiniz. Bu benim için hiç hoş bir şey değildir, gerçi erkeklerin pek çoğu bayılır buna ve bunun arayışı içindedir, bir güç kudret duygusu, hakimiyet, anlık ve sahte kırılmazlık duygusu. Bana sorarsan bir tehdit olarak görülmek beni çokça rahatsız eder.
Sayfa 198 - YKY
İnsan olayların yüzer gezer olmamasına, eriyip gitmemesine, sessiz sedasız kendi hallerinde ölüp gitmemesine ve neticelerinin soluk olmamasına bir kez karar vermeyegörsün, genellikle gayretli kesilir ve beklemek imkansızlaşır; bunu hemen söyleyivermek, ağızdaki baklayı çıkarıvermek icap eder, hemen serbest kalabilmek için, neler olup bittiğini bilsin de kendini kandırmasın, memnun mesut yaşamını sürdürmesin, birisi artık hayatımızdan çıkmış durumdayken hâlâ hayatımızda olduğunu sanmasın , düşüncelerimiz ve kalbimizde artık yer tutmazken aksine inanmasın diye, bir an evvel yaşantımızdan çıkıp silinsin diye onunla bir an önce konuşmak icap eder.
Sayfa 181 - YKY
İnsanların çoğunluğu kabul etmeye hazırdır, çoğu gizli gizli parmakla göstermeye, suçlamaya ve ihbar etmeye, dostlarını gammazlamaya bayılır, komşulara, üstlerine ve patronlarına, polise, yetkililere, herhangi bir şeyin suçlusunu bulup teşhir etmeye bayılırlar, sırf bu onların tahminlerinden ibaret olsa da; ellerinden gelirse hayatlarını batırmaya, en azından zorlaştırmaya, vebalı haline sokmaya, kopuşlar yıkımlar yaratmaya, toplum dışına itmeye bayılırlar, adeta cezalandırılan her birinden ya da her bir mağdurun arkasından, "Onun işi bitti, defedildi ama ben değil," demek rahatlatacakmış gibi. Gün geçtikçe sayımız azalsa da tüm bu insanların arasında, tam aksine bu muhbir rolünü üstlenmekten tarif edilmez bir tiksinti duyan kimileri de yok değildir. Ve bu role beslediğimiz olumsuz duygu o denli ifrata varabilir ki gerektiğinde kendimizin ve başkalarının iyiliği için bile onu alt etmesi kolay olmaz. (…) Bizler kimi zamanlar adaletsiz olmayı yeğleriz, kendimizi muhbir olarak göreceğimize -buna katlanamayız- bir şeyin cezasız kalmasını yeğleriz; neticede adaletin tecellisi bizim üstümüze vazife değildir ya, savcılık bizim işimiz değildir, hele de sevilen birinin gerçek yüzünü ifşa etmekse mesele, bu iş daha da nefret edilesi bir hal alır.
Sayfa 178 - YKY
Belki de bekleyiş bile bana yasaklı olurdu, umut değil bekleyiş de, biçare sefilin son sığınağı olan bekleyiş; hastaların, tükenmişlerin, mahkumların ve ölüm döşeğindekilerin, önce akşamın gelmesini ve sonra günün doğmasını ve tekrar akşamın olmasını bekleyenlerin, sıranın neye geldiğini bilmek için, kalkmak mı uyumak mı gerektiğini bilmek için sadece ışığın değişmesini bekleyenlerin son sığınağı bekleyiş bile yasaklı olurdu bana. Hayvanlar bile bekler. Yeryüzündeki tüm varlıkların sığınağıdır bu, ben hariç.
Sayfa 174 - YKY