Sevda kuşun kanadında ;)
️10000/10
Efsaneye göre her bahar geldiğinde, dört yandan gelen çobanlar Ağrı Dağı'ndaki Küp Gölü'nün etrafını sarıp beyaz bir kuş gelinceye, kanadını göle batırıncaya kadar kaval çalarlarmış. Bu beyaz kuşun öyküsü de, Ahmet ile Gülbahar'ın masalsı aşkından doğar.
Ağrılı bir dağlı olan Ahmet'in kapısına bir gün bir küheylan gelir. Sofi, Ahmet'e atı üç kere bırakıp gelmesini söyler. Her seferinde at ne kadar uzakta da olsa Ahmet'in kapısını bulur ve geri gelir. Geleneğe göre bu at artık Hak hediyesi olmuştur. Bir süre sonra atın sahibi paşa, atını aradığını duyurur. Ahmet atı hak hediyesi neticesiyle vermek istemez, paşanın zindanına düşer ve ölümü bekler. Ahmet zindanda kavalıyla Ağrıdağı'nın öfkesini çalarken, paşanın kızı Gülbahar bu sesin büyüsüne kapılır ve Ahmet'e aşık olur. Paşa hem atını vermeyen bu asi dağlıya hem de kızına karşı korkunç bir öfkeye kapılır. Gülbahar, Ahmet'i kurtarmak için zindan görevlisinin küçük bir isteğini yerine getirir ve bu istek onların hem kurtuluşu hem de sonu olur.
Kitabın konusu kısaca bu şekildeydi, kendi yorumuma gelecek olursam, kitap benim için çok akıcı ve büyüleyiciydi. Bir çırpıda bitebilecek, çok sürükleyici ve dillere destan bir aşk... Kitabın sonu hakkında konuşmayı çok isterdim ama konuşursam bütün büyü bozulur ve çok büyük spoiler vermiş olurum, o yüzden susma hakkımı kullanıyorum.
Yazarla tanışma kitabımdı, severek ve keyifle okudum. Üstelik yazarın dili o kadar güzel ki, sanki o dönemlerde bizzat yaşamış gibi okudum kitabı. Sayfa sayısının azlığına rağmen o dönemin kültürünü, geleneklerini ve halkını başarıyla anlatmış yazar. Aynı zamanda karşıdaki ağa da olsa paşa da olsa, halk birleştiği sürece her daim kazanır mesajını da vermiş.
Ben keyifle okudum, umarım siz de severek okursunuz.