(spoiler içerir.)
eğer karantina döneminde sıkılıyorsanız, size gerçekten ilaç gibi gelecek bir kitap. 400 küsür sayfa olmasına rağmen ne ara bölümlerin geçtiğini anlamadım bile.
Karakterlere gelecek olursak... Öncelikle, elizabeth, seninle gerçekten gurur duyuyorum. Saçma kararların olsa, sana arada sövsem felan da gerçekten başardığın şey çok güzel be kızım. John'un da sonunda kendi benliğine dönmesi, ilişkilerinde her şeyin güllük gülistanlık olmayıp pürüzlerin çıkması ama buna rağmen birbirlerine geri dönmeleri... hiçbir zaman gerçek anlamda bu ikiliyi şiplememiştim ama tatlılar be. Onlar için mutluyum.
Fifer ve schuyler,,, bu ikisini gerçekten çok seviyorum ve zaten novelleyi okuduktan sonra da baya aşık oldum bu ikiliye. Farklılar ve çok güzeller.
Bir de favori karakterim olan george vardı tabii ki. ilk kitapta olmasına rağmen, 2.kitapta sadece savaş zamanı geliveren canım george'um. Bence fazlasını hak ediyordun be soytarıcım. Aynı malcolm gibi. Geçmişte kötü şeyler yapmış olsa da, malcolm gerçekten çok değişti. Keagan da hoştu.
Çok güzel seriydi, gerçekten özleyeceğim. Aşırı akıcıydı, zaten cadılara ve büyücülere ilgi duyduğum için kitabın içinde kaybolduğum anlar oldu. Yazarın anlatımı da gayet güzeldi, içine çekiyordu.
Ben bu seriye 10/10 veririm!