Özel Notlar
Kurucu isimler:Marks ve Engels Marx'ın ve Engels'in öncülük ettiği, ancak Marks'tan çok -sistematik bir felsefe olarak- Engels'te açılımları bulunabilecek felsefe akımı. Engels, Marks daha hayattayken sözkonusu kuramı şekillendirmeye başlamıştır ve Marks'ın bunlara yönelik bilinen itirazlari yoktur. Bununla birlikte, Marks kendi felsefi çalışmalarını bu şekilde adlandırmaya ve kategorize etmeye çok eğilim göstermemiştir. Marks, Diyalektik yöntemin üstünlüğünü ve Hegel'de "idealist bir kabuk" içinde saklı ve "başaşağı çevrilmiş" olarak bulunan diyalektiğin rasyonel özünü ortaya çıkarabilmek için onu tamamen materyalist temelde yeniden ele almak gerektiğini savunmuştur. Bu anlamda,Marks'ın diyalektik materyalizmden söz ettigi ve onu calışmalarında kullandığı bilinir, ancak sistematize edilmiş bir disiplin ya da yöntem olarak diyalektik materyalizm daha çok Marks'ın ardılları tarafından onun teorik çalışmalarından ve analizlerinden yararlanılarak geliştirilmiştir. "Benim diyalektik yöntemim, hegelci yöntemden yalnızca farklı değil, onun tam karşıtıdır da. Hegel için insan beyninin yaşam-süreci, yani düşünme süreci —Hegel bunu "Fikir" ("Idea") adı altında bağımsız bir özneye dönüştürür— gerçek dünyanın yaratıcısı ve mimarı olup, gerçek dünya, yalnızca "Fikir"in dışsal ve görüngüsel (Phenomenal) biçimidir. Benim için ise tersine, fikir, maddi dünyanın insan aklında yansımasından ve düşünce biçimlerine dönüşmesinden başka bir şey değildir." (Das Kapital,Almancı İkinci Baskıya Önsöz) Diyalektik Materyalizm uzun bir felsefi geleneği, karşıt eğilimleri ve çatışmalarıyla birlikte mas ettiği ve onu aştığı iddiasındadır. Bir yandan Hegel'den diyalektiği, öte yandan Feuerbach'tan materyalizmi almıştır. Bunlar belirli bir anlamda işlemlerden geçirilmiş ve birleştirilerek her iki
Felsefe
game of thrones // taht oyunları – 1. sezon (2011) yaratıcılar: david benioff & d. b. weiss dayandığı eser: george r. r. martin'in a song of ice and fire serisi oyuncular: sean bean (ned stark), mark addy (robert baratheon), lena headey (cersei lannister), peter dinklage (tyrion lannister), emilia clarke (daenerys targaryen), kit harington (jon snow), nikolaj coster-waldau (jaime lannister), sophie turner (sansa stark), maisie williams (arya stark) bu sezon, buzun soğuk dürüstlüğüyle ateşin yakıcı ihtirasının karşı karşıya geldiği bir açılış. westeros'un dengesi, bir adamın –ned stark'ın– şerefiyle sınanıyor. bölüm 1 – winter is coming kuzey'in ağır kışında stark ailesiyle tanışıyoruz. duvar'ın ardında bir tehdit yükseliyor. güney'de ise kral robert, eski dostu ned'den yardım istiyor. ilk bölüm, buz gibi bir uyarı: “tehlike içerden değil, dışardan geliyor.” # : “kış geliyor derken, aslında insanların kalbine inen soğuktan bahsediliyordu.” bölüm 2 – the kingsroad kral'ın yolu, stark çocuklarını ayrılığa hazırlıyor. arya'nın asi ruhu, sansa'nın hayalci kalbi ilk kez belirginleşiyor. bran'ın kaderi, bir düşüşle mühürleniyor. bu bölümün alt metni: çocukluk hayalleri, krallığın gerçeğiyle çatıştığında kırılır. # “bir düşüş bazen insanın kaderini çizer.” bölüm 3 – lord snow jon snow, gece nöbetçileri arasında ilk sınavını veriyor. tyrion'un zekâsı, karanlık kalelerde bile ışık saçıyor. arya, kendi yolunu öğrenmeye başlıyor. burada mesaj şu: kimliğini bulmak için önce yalnızlığı öğrenmelisin. “soğukta hayatta kalan, dostunu değil, kendini tanıyandır.” bölüm 4 – cripples, bastards, and broken things bu bölümün adı bile alt metni açıklıyor: kırık, sakat, bastırılmış olanların hikâyesi. tyrion'un bran'e hediyesi, aslında kaderin engellerle değil, iradeyle
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bugünkü konum: yalnızlık. Sokakta yanından geçen insanlar… Ofiste, kafede, sosyal medyada… Hep birileri var ama kimse gerçekten yok. Modern dünyada insanlar, birbirine yakın ama bir o kadar uzak. Çünkü bağlar sığ, çünkü insanlar yüzeyde yaşıyor. Yalnızlık sadece boşluk değil. Bu yalnızlık, içimizi kemiren sessiz bir çığlık. İnsanlar kendilerini ifade edemiyor, anlam veremiyor, anlatamıyor. Ve dünya çoğu zaman kulaklarını tıkıyor.“Herkes kendi derdinde” diyor, “herkesin hayatı zor” diyor… Böylece yalnızlık görünmüyor, ama etkisi derinleşiyor. Teknoloji… Sosyal medya… Hep bağ kuruyormuş gibi hissettiriyor ama aslında bağları koparıyor. Mesajlar, beğeniler, kısa sohbetler… Yüzeysel bir temas, gerçek bir bağ değil. İnsanlar yalnızlığıyla baş başa kalıyor, bir bakış, bir dokunuş, bir sohbet hep eksik. Ve bu eksiklik, zamanla insanı içine kapanmaya, içine gömülmeye zorluyor. Ama yalnızlık her zaman çaresizlik değil. Önemli olan onu nasıl deneyimlediğin. Kendinle barışmak, kendine yatırım yapmak, hobiler ve gerçek ilişkiler… Bunlar yalnızlığı kıracak yollar. Ama çoğu insan bunu görmüyor, fark etmiyor ya da zaman bulamıyor. Modern dünyada yalnızlık, sadece bir boşluk değil. Bu, insanların birbirine yabancılaşmasının sessiz, acı veren yüzü. Ve bunu görmezden gelmek, en az yalnızlık kadar tehlikeli. Yalnız olduğumuzun kararını hakim veremez. Kalbimiz verir. Ve kalbimiz bizi bırakmaz, karanlığın ortasında bile çığlık atar.
1000Kitap
Venom -2 aksiyon suç/ bilim kurgu / absürt
Venom: Let There Be Carnage (2021) – Detaylı İnceleme Genel Bilgiler: • Yönetmen: Andy Serkis • Senaryo: Kelly Marcel • Oyuncular: Tom Hardy, Woody Harrelson, Michelle Williams, Naomie Harris, Stephen Graham • Tür: Aksiyon, Bilim Kurgu, Süper Kahraman • Süre: 97 dakika • IMDb Puanı: 6.0/10 Konu: Eddie Brock (Tom Hardy), Venom ile simbiyotik yaşamına uyum sağlamaya çalışırken, ünlü seri katil Cletus Kasady (Woody Harrelson) ile röportaj yapma fırsatı yakalar. Eddie’nin araştırmaları, Kasady’nin gizlediği cesetleri bulmasına yardımcı olur. Ancak Kasady, idam edilmeden önce Eddie’yi ısırarak ondan bir parça simbiyot alır. Bu olay, Carnage adlı çok daha kaotik ve güçlü bir simbiyotun ortaya çıkmasına neden olur. Kasady, Carnage ile birleşerek hapishaneden kaçar ve çocukluk aşkı, ses gücüne sahip mutant Shriek (Naomie Harris) ile buluşur. Bu sırada Eddie ve Venom’un arasında da bir ayrılık yaşanır. Ancak Carnage’ın durdurulamaz yıkımına karşı koymak için Eddie ve Venom’un tekrar bir araya gelmesi gerekmektedir. 1. Venom ve Eddie’nin İlişkisi İlk filmde de görülen Eddie-Venom dinamiği, bu filmde daha da geliştirilmiş. İkili adeta ev arkadaşı gibi sürekli tartışıp kavga ederken, aynı zamanda birbirlerine bağımlı olduklarını da kabul ediyorlar. Venom’un Eddie’den ayrılıp şehirde tek başına takıldığı sahneler, filmin komedi dozunu artırıyor. 2. Carnage ve Cletus Kasady Woody Harrelson, Cletus Kasady/Carnage rolüyle mükemmel bir performans sergiliyor. Çizgi romanlardaki sadist, psikopat ve kaotik kişiliği iyi yansıtılmış. Carnage, Venom’a kıyasla daha ince yapılı ama çok daha ölümcül ve güçlü bir simbiyot. Kasady’nin geçmişinde çocukken Shriek ile olan bağları ve psikopat doğası filme derinlik katıyor. 3. Aksiyon ve Efektler Filmdeki dövüş sahneleri oldukça hızlı
Hayata Dair
Empedokles, Öklid, Heraklit, Evliya Çelebi
_Empedokles_ _Nasıl ki ressamlar çeşitli boyaları uygun oranlarda karıştırıp sayısız şeylerin, örneğin ağaçların, kuşların hatta tanrıların resimlerini yaparlarsa, aynı şekilde doğa da dört öğeyi farklı miktarları karıştırıp varlıkları meydana getirir. _Her şeyin kaynağı 4 element. Parlayan Ateş(Zeus), Hayat veren Hava(Hera), Toprak(Hades), Su(Nestis). Bu temel öğelerin birleşip ayrılması için bir hareket ettirici güç olması gerekir. Bu güç sevgi ve nefrettir. Sevgi, öğeleri birleştirir, nefret ise bunları birbirinden ayırır. Bu savaşta kimi zaman nefret kimi zaman sevgi üstün gelir. Kozmik bir döngüyü anlatır. Bunlara tanrılar gibi tapınılmıyor ama benzerliklerinden dolayı yararlanılıyor. Oluş ve yokoluş, dört unsurun birleşme ve ayrılmalarından ibarettir. _Toprağımızla toprağı görüyoruz, suyumuzla suyu, hava ile de tanrıca havayı, ateşle yok edici ateşi, sevgiyi de sevgiyle, somurtkan nefretle de nefreti. Benzer benzeri ile… _Organik varlıkların inorganik varlıklardan üstün olmasının nedeni, ikincilerin az unsurdan, hatta bazen tek bir unsurdan meydana gelmiş olmalarıdır. Bireysel yetenekler de buna dayanır. Hatipte mükemmel olan dil, ressamda eldir. Unsurların karışımının en mükemmel olduğu organ, en yüksek türden ruhsal işlevlerin merkezi olmaya en uygun olan organdır. Bu organ da kalptir: “Kalbin kanı, düşüncedir”. _Hava bakımından zengin hayvanlar, yani kuşlar havada yaşarlar. Vücutlarında su unsurunun ağır bastığı hayvanlar, yani balıklar, denizde yaşarlar. Karada yaşadıklarına göre insanlar vücutlarında toprak unsurunu en fazla miktarda bulunduran hayvanlar olmalıdırlar. Göz, ateş ve sudan yapılmıştır. Gözdeki ateş ateşi, su suyu görür. _Her şey canlıdır. Düşünür, haz duyar ve acı çeker. _Bir zamanlar ben de erkek ve kız çocuğu, çalı, kuş ve denizde sıçrayan
Tarihselciliğin Savunusu ve Namusu Prof.Dr. Ilhami Güler Uzun süreden beri Türkiye’nin teolojik entelektüel ortamı muhafazakâr tarikat ve cemaatlerin hegemonyasına geçmiş olmasından dolayı, medyada ve akademyada bu alanla ilgili özgür tartışmalar yapılamıyor. Dogmatik olmayan ilahiyatçılar ve farklı düşünen kişiler, medyadan ve bilumum konferans, sempozyum, panellerden kovulmuş- sürülmüş durumdalar. Meydanı epey bir süredir boş bulmuş gelenekçi bazı ilahiyatçılar ve kimi sosyolog-sosyal bilimciler, elde ettikleri köşelerde ve mahfillerde Türkiye ilahiyatında entelektüel bir iz açmış olan “Tarihselciler” hakkında hilaf-ı hakikat şeyler ve ağızlarına geleni söylüyorlar. Aşağıda, yapılan bu ithamlara karşı kısa bir savunma yapacağım. 1-Teorik Çerçeve Mutedil Tarihselcilik, üç ilke üzerine bina edilmiştir: 1- 610-632 arasında vuku bulan ilahi Kur’an hitabı (vahiy),yaşayan canlı Araplara yöneltilmiştir. Yani Kur’an hitabının “Kızım (Araplar), sana söylüyorum; gelinim (Arap olmayanlar), sen işit” tarzında bir hitap olmadığı; direkt kıza/Araplara hitap edildiği; dolayısıyla Arap olmayan kavimlerin, kendi kendilerine –sanki kendilerine de “canlı/bizzat” hitap ediliyormuş/muhatap alınıyorlarmış gibi- “gelin-güveyi olmamaları” gerektiği; ancak, “kızlık/insanlık” ortak paydasında ona (Araplara) söylenenlerin bir kısmının, kendilerini de bağlayabileceği gerçeği (6/92, 19/97, 36/6, 42/7, 41/44, 12/42, 43/3, 46/12). 2- “Tarihsellik” tezi, -Hegel’e-Marx’a veya Hermenötiğe daha gelmeden-, geleneksel Kur’an ilimlerinden: “Nasih-Mensuh”, “Esbab-ı Nüzul” ve “Mekki-Medeni” ve Hz. Ömer’in içtihatları üzerine rahatça bina edilebilir. Çünkü mevzunun özü, Tanrı’nın hüküm koymasının ve kaldırmasının, toplumsal yapının değişmesine ve insanların ahlaki vüsatına bağlı olması gerçeğidir
1000Kitap