Zeki bir (sofist) talebe gidiyor, hocasına diyor ki;- Senden ben avukatlık icazeti alacağım! Fakat sen bilmem ne kadar para isteyeceksin! bu parayı vermeye şimdilik muktedir değilim. İleride kazanacağım ilk davadan ödemek üzere bana ders verir misin?Adam:- Olur diyor; sana ders veririm, kazanacağın ilk davadan benim hocalık ücretimi ödersin!Bir tuğlanın üzerine senet yazıyorlar, - O zamanlar senetler tuğla üzerine yazılırmış- mukavele tamam oluyor. Bir sürü iş yapıyor, fakat parasını ödemiyor hocasının... Hoca talebesi hakkında dava açıyor. Mahkeme kurulur kurulmaz hoca ayağa kalkıyor, diyor ki: - Bu davanın duruşması yersizdir, batıldır. Şimdiden hükmedilmesi lazım, hakkım için... Sebep şu : Benim talebemle davam var. Kazanacağı ilk davadan ödeyecekti hakkımı... Kazanamadım, diyor, şimdiye kadar... Güzel; ama bu bir davadır. Burada kazanırsa kazandığı için ödeyecek, kaybederse kaybettiği için verecek... Binaenaleyh her iki türlü verecek... o halde duruşmaya lüzum yoktur!Söylenecek laf var mı? Davayı kazanırsa talebe, mukavele mucibi borcunu verecek, kaybederse ödeme hükmü aldığı için verecek... Yani, o türlü veya bu türlü, verecek...Talebe kalkıyor ayağa:- Ben diyor; hocamdan ders aldım. Onun bütün hüneri, işte böyle, mantığı güme getirmektir. Bütün mahareti budur. Ben de muhakemeyi lüzumsuz görüyorum! Zira kazanırsam ödememek hükmünü alacağım için vermeyeceğim; kaybedersem kaybettiğim, kazanmadığım için vermeyeceğim; yani mukavele mucibi iki türlü de vermeyeceğim!(Sofistik) mantığı anlamak için ne zarif bir hikaye...Mantığı sahte mantıkla bulandırmanın hüneri (sofizm)...