Sofizm Aldatmacası
"Bilimi, isteyene para karşılığında satan kişilere, bir çeşit arabulucu gibi, sofist deniyor." - Aynı Yerde "Sofistler aldatmak için konuşuyor; kazanç elde etmek için yazıyor ve kimseye yararları dokunmuyor. Zira onların hiçbiri <gerçek> bilge değildi ve değildir, tersine hiç olmazsa dürüst kişilerin küfür saydığı bir sözcük olan "sofist" adını almak onlara yetiyor. Bu yüzden sofistleri övmekten sakınmayı, buna karşılık filozofların düşüncelerine değer vermeyi öğütlerim." - Xenophon, Av Kitabı
Sayfa 82·Kitabı okudu
Alıntı
- «NASIL?»I GETİREN
Milâttan evvel 470’de Atina’da doğdu. Maddenin dış kabartılarından iç delâletlere yol aramanın bu misilsiz tecrit ustası, dış kabartılar dünyasının en katısına bağlı bir teşhis ustasının oğluydu. Bir heykeltıraşın oğlu... O da birkaç yıl taşları yonttu, heykele çalıştı; fakat bu iş kendisine, kartalın karabataklığa özenmesi kadar yabancıydı. Hemen taşları bıraktı ve onların mücerret hacimlerini kafasında kesip biçmeye başladı. Fikir ve hikmet... (Philos - filos) Yunanca «dost, arkadaş» demek... (Sophia - sofiya) ise «hikmet».. İşte (Philosophie - filozofi) felsefe, hikmet dostluğu; ve filozof, hikmet dostu... (Sokrates)e gelinceye kadar bu ocak, eski Yunanda (Sofist)lerin elindeydi. Hakikati hiçbir varışta durmadan ve hiç bir erişmeyle yetinmeden aramak ve boyuna akıldan şüphe etmek yerine, bir takım sahte düşünce silsileleri ve mantık oyunları içinde büsbütün kaybetmenin mektebi... Günümüzde, yalancı mantık delâletlerinin aldatmaca oyunu mânasına gelen (Sofizm), o zamanki temsilcileri elinde, fikir caddesinin biricik devriye silâhıydı. (Sokrates) ve talebelerinin, suratlarına «safsatacı, mugâlatacı» yaftasını yapıştırdığı (sofist)ler, iyi konuşmak, bir takım fikrî ışık oyunlariyle eşyayı tepetaklak göstermek ve gerçekleri gözbağcılığına getirmek sanatında genç (Sokrates)i taklitçilikten hakikiliğe geçirdi ve (sofist)lerin karşısına en büyük düşman olarak dikti. (Sokrates), safsatacıların fikir kuvvetiyle değil de, çelme oyuniyle yıktığı hakikati, bizzat kendilerini aynı oyuna getirerek kurtardı. (Sofist)leri kendi mantıkları içinde boğdu ve sâf idrakin hudutsuzluk perdesini açtı. Bugünkü batı felsefesinin her koliyle birinden birinde düğümlendiği ve topyekûn üzerinde durduğu üç ayaklı dayanağın sahipleri, (Sokrates), onun talebesi Eflâtun ve onun talebesi Aristo
10. Basım / Eylül 2010, (I) SOKRATES, «NASIL?»I GETİREN, b.d.y,
Sokrates
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Adalet Nerede?
Zekî bir (sofist) talebe gidiyor, hocasına diyor ki; "Senden ben avukatlık icazeti alacağım! Fakat sen bilmem ne kadar para istiyeceksin! Bu parayı vermeye şimdilik muktedir değilim. İleride kazanacağım ilk dāvadan ödemek üzere bana ders verir misin?" Adam: "- Olur!" diyor, "sana ders veririm, kazanacağın ilk dâvadan benim hocalık ücretimi ödersin!" Bir tuğlanın üzerine senet yazıyorlar, - O zamanlar senetler tuğla üzerine yazılırmış- mukavele tamam oluyor. Hoca ders veriyor. Çocuk avukat oluyor. Bir sürü iş yapıyor, fakat parasını ödemiyor hocasının... Hoca talebesi hakkında dâva açıyor. Mahkeme kurulur kurulmaz hoca ayağa kalkıyor, diyor ki: "- Bu dâvanın duruşması yersizdir, bâtıldır. Şimdiden hükmedilmesi lâzım, hakkım için... Sebep şu: Benim talebemle dâvam var. Kazanacağı ilk dâvadan ödeyecekti hakkımı... Kazanamadım, diyor, şimdiye kadar... Güzel; ama bu bir dâvadır. Burada kazanırsa kazandığı için ödeyecek, kaybederse kaybettiği için verecek... Binaenaleyh her iki türlü verecek... O halde duruşmaya lüzum yoktur!" Söylenecek lâf var mı? Dâvayı kazanırsa talebe, mukavele mucibi borcunu verecek, kaybederse ödeme hükmü aldığı için verecek... Yani, o türlü veya bu türlü, verecek.... Talebe kalkıyor ayağa: "- Ben, diyor; hocamdan ders aldım. Onun bütün hüneri, işte böyle, mantığı güme getirmektir. Bütün mahareti budur. Ben de muhakemeyi lüzumsuz görüyorum! Zira kazanırsam ödememek hükmünü alacağım için vermiyeceğim: kaybedersem kaybettiğim, kazanmadığım için vermiyeceğim; yani mukavele mucibi iki türlü de vermiyeceğim!" (Sofistik) mantığı anlamak için ne zarif bir hikâye... Mantığı sahte mantıkla bulandırmanın hüneri (sofizm)...
Sayfa 23
Alıntı
Aristoteles, Sofistlerin Çürütülüşü
Sofizm gerçek değil, sahte bilimdir ve sofist de gerçek değil, sahte bilim taciridir.
Felsefe-Düşünce
Burada sofist çok be şohbenim
Kuşkucu sofizm gösteri amaçlı kullanılır. Buna hakikatten ikna olan, tam manasıyla tımarhaneliktir; dolayısıyla ispatlarla değil, ilaçlarla tedavi edilmelidir.
Felsefe
Sofist terimi ve onunla aynı kökten gelen sofizm, sofistik akıl yürütme gibi diğer terimlerin zamanımızda sahip olduğu kötü, olumsuz anlamın en önemli nedeni Aristophanes, Platon (Eflatun) ve bunlardan biraz daha hafif olmakla birlikte Aristoteles’in onlara karşı yürüttükleri kampanya, haklarında yaptıkları olumsuz propagandadır. Sofist kelimesi sözünü ettiğimiz dönemde aslında bilge, bilgin, herhangi bir konuda derin bilgi ve uzmanlık sahibi kişi anlamlarına gelmekteydi. Nitekim Yunan dünyasının adları her zaman saygıyla anılan bazı devlet adamları, kanun koyucuları, kendilerinden özlü sözler kalmış olan şahsiyetleri bu adla anılmaktaydı. Bunlar arasında Atina’ya kanunlarını veren ünlü Solon da vardı. Başlangıçta Sofistlerin kendileri kendi mesleklerini veya yaptıkları işi tanımlamak üzere bu adı bilinçli olarak ve iftiharla seçmişlerdi. Nitekim anlaşıldığına göre Protagoras herhangi bir utanç duymaksızın kendisini Sofist, yani bilgelik öğretmeni olarak adlandırmaktaydı… Kelimenin bu kullanımında Sofist, zamanımızdaki üniversite hocası gibi bir anlam taşımaktaydı. Ancak başta Platon olmak üzere tutucu çevrelerin kendilerine karşı yönelttikleri saldırılar sonundadır ki, kelime yavaş yavaş özel ve olumsuz bir anlama sahip olmaya başlamıştır. Platon’un özellikle ilk, gençlik dönemi veya Sokratik dönem diye adlandırılan dönemine ait diyaloglarının başrol oyuncusu Sokrates ise -ki Platon’un biri dışında diğer diyaloglarında da bu rolü başkasına kaptırmayacaktır- ana kötü karakterleri, Sofistlerdir. Platon belki William Shakespeare’den önce hiçbir yazarın sahip olmadığı oyun yazarı dehası ve dram ustası kabiliyetiyle sahneye koyduğu diyaloglarında -veya piyeslerinde- Sofistleri, onlar arasında da özellikle Polos, Thrasymakhos, Antiphon gibi ikinci veya üçüncü kuşağa mensup olanları
Sayfa 18, 19·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce