sadece erkeğin egoizmidir"
Romanın yazarı Masoch, soyadının psikiyatri tarihine mazoşizm kavramının isim babası olarak geçeceğini kesinlikle bilmiyordu. Bu durum, kendisiyle aynı aristokrat sınıftan gelen, adının sadizmle anıldığı Marquis de Sade’ın yaşadığı kaderle keskin bir tezat oluşturur: Sade, yazdıkları yüzünden 29 yıl hapis ve 13 yıl tımarhanede kalırken, Masoch benzer temaları işleyen kitaplarıyla ödüllendirildi ve yaşadığı yıllarda adı büyük yazarlarla anıldı.
Kölelik Sözleşmesinin Anatomisi
Kürklü Venüs, yazarın Fanny von Pistor ile imzaladığı kölelik sözleşmesi ve uşak olarak yanında İtalya'ya gitmesi gibi otobiyografik öğeler taşır. Kitabın kahramanı Severin, yazarın alter egosu olarak, hayalindeki despot kadın Wanda’ya (Titian’ın Aynalı Venüs’ü gibi) kendini koşulsuz teslim eder. Wanda, Yunan mitolojisine olan ilgisi, bilgeliği ve güzelliği ile Severin’in aklını başından alır. Başlangıçta Severin'in itaat arayışına mesafeli dursa da, kısa sürede içindeki bir erkeğe hükmetme düşüncesiyle baştan çıkar ve ona efendilik etmeye başlar.
Ancak bu ilişki, basit bir sadizm-mazoşizm döngüsü değildir; Deleuze'e göre, sado-mazoşizm fikri bir ön yargıdır. Mazoşizmin özü sözleşme üzerine kuruludur. Severin, bir kurban gibi görünmesine rağmen, aslında sahnenin gizli hakimidir, zira despot rolünü üstlenecek olan Wanda’yı ikna eden ve eğiten kendisidir. Bu sözleşmelerle Severin, tüm iradesini, benliğini ve hatta adını (Gregor olarak) dahi Wanda’nın keyfine teslim eder ve kendini alelade bir nesne olarak konumlandırmayı talep eder.
Cinsiyet Sınırlarının Dinamitlenmesi
Bu kitap, sadece sado-mazoşist bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda kadın ve erkeğin kendini keşfedişi ve toplumsal cinsiyet belasına karşı bir başkaldırıdır. Romanın alt metninde, edebiyat dışında