9/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2021 20:42
Attila İlhan'ın 'Aynanın İçindekiler' adındaki 1909-1960 arasındaki yılları anlatan yedi kitaplık serisinin ikinci kitabı. Kitaplar yazılış sırasına göre şöyle: - Bıçağın Ucu - Sırtlan Payı - Yaraya Tuz Basmak - Dersaadette Sabah Ezanları - O Karanlıkta Biz - Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa - Gazi Paşa Kitabın ana karakteri Miralay Ferid 1.Dünya Savaşı sırasında doğu cephesi hariç her cephede savaşmış bir yiğit asker. 27 Mayıs ihtilalinin hemen ertesinde kalp krizi geçirir ve nekahat için çabalarken, kitap kah 1.Dünya Savaşı yıllarında Miralay'ın ve ülkenin yaşadıklarını anlatırken kah da 1960 ihtilali sonrasına döner. Bir taraftan tarihi olayları işler ama bir taraftan da hem eski dönemde hem de yeni dönemdeki bir çok karakterin yaşantısı üzerinde durur. Aşk ilişkileri, sıradışı cinsellikler, psikolojik çözümlemelerle çok renkli ve sürükleyici bir eser. 27 sene önce serinin dördüncü kitabı Dersaadet'te Sabah Ezanları'nı okumuştum. O da çok güzeldi. Kronolojik bir sıra takip etmeyen ancak her kitapta bazı ortak karakterlerin yer aldığı bir seri. Yıllar önce okuduğum da dahil olmak üzere hepsini okumaya karar verdim. Alışık olmayanlar için dili biraz ağır gelebilir ama arada kelimeler için sözlüğe bakmak dağarcığı artırır. Tavsiye ederim. BUNDAN SONRASI HATIRLAMA İÇİN NOTLAR/SPOILER Miralay Ferid : Eski, vatansever subay, 1. Dünya Savaşı sırasında çeşitli cephelerde savaşmış, 1960 sonrası Emirgan'da oturuyor. Kalp krizi geçirdi ve iyileşme çabası içinde geçmiş ve şimdi arasında gidip geliyor. Ruhsar Hanım: Miralay'ın karısı, Miralay'ın asker arkadaşı ölünce evleniyorlar. Hayrunisa: Miralay'ın kardeşi. İki koca eskittikten sonra cinsel tercihlerini değiştirerek bir rus kadınla yaşıyor. Başarılı bir iş insanı ama 27 Mayıs ihtilali olumsuz etkiliyor işlerini bir
Sırtlan PayıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 2000183 okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
Özgürlükten Kaçış , 1941'de Erich Fromm tarafından yazılan bir sosyal psikoloji kitabıdır . Soyutlanma ve yalnızlık, özgürlüğün bedeli, kapitalizmin parayı amaç yapması ve sistemdeki değişimin bireylere yansıyışı-bireyin güçsüz ve yalnız hissetmesi, sevgi tanımı-sadomazoşist bağ-bencillik, eşya fetişizmi-emeğin yabancılaşması, normallik-uyum-nevrotiklik, ezilmiş kadın-sadist adam evlilik döngüsü, ebeveynlerin çocuğu üzerindeki sadizmi ve çocuğun sevme korkusu, sadizm ve mazoşizm durumları ve bunlara dayalı ilişki türleri, kendini teslim edecek bir eş aramak, yetke tutkusu, toplumda yıkıcılığın nedenleri, robotlaşma, ussallaştırma-eleştirel düşünce, özgün benlik-yapay benlik, nazizmin yükselişinin psikolojik çözümlemeleri... gibi birçok konuya değinir. Modern toplumda bireylerin, Avrupa'daki Faşist hareketlerin büyümesinden de anlaşılacağı üzere, özgürlüklerinden vazgeçmeye ve otoriter yönetime boyun eğmeye giderek daha istekli göründüklerini belirtiyor. Fromm'a göre, özgürlüğe böyle bir tepki, psikolojik bireyselleşme kavramı ile açıklanabilir. Bireyleşme, bir çocuğun bir yetişkine dönüştüğü, bu süre zarfında ebeveynleriyle “birincil bağlarını” kestiği ve bağımsız bireyler haline geldiği süreci tanımlar. Bağımsızlık, bireyin kişiliğinin güçlenmesine yol açarken, aynı zamanda çocuğu derinden izole ve yalnız hissetmesine de neden olabilir.  Fromm feodal Ortaçağ Avrupası’nda toplumun üyelerinin özgürlüğünü hem sert bir şekilde sınırlandırırken hem de onlara bir güvenlik ve amaç duygusu sağladığını anlatır. Piyasa kapitalizminin yükselişi, katı feodal düzenin yavaş yavaş çökmesine yol açarak, bireyleri artan özgürlüklere sahip olmasına rağmen yoğun belirsizlikten rahatsız hale getirir. Protestan Reformu dinleri - yani Kalvinizm ve Lutheranizm - bireylerin önemsizlik
Özgürlükten KaçışErich Fromm · Say Yayınları · 20162,007 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2020 36. kitabı
Kitabın adı ve içerik kesinlikle çok uyumlu olmuş. Yakın zamanda bu kadar kan, şiddet ve sadizm içeren bir hikaye okumamıştım. Yazar, şiddetin etkisini son sayfaya kadar sürekli arttırıyor. Ortalarda bir yerde çok harika(!) olaylar oluyor ama bu bazı sahneleri biraz abartılı bulmama engel olamadı tabi. Paul’un hikayesi çoğumuzun ilgisini çekebilir ancak korku filmlerinden etkilenenlerin uzak durmasını şiddetle tavsiye ediyorum.
SadistStephen King · Altın Kitaplar · 20185,7bin okunma
9/10
·184 syf.··
2020 17. kitabı
Birey ve Toplum İnsan doğanın ağırşartlarından korunmak için kendine bir toplum kurar ve sonrasında doğayı özler. Ancak topluma bağımlıdır. Yalnızlıktan korkmasına rağmen iç dünyasında yalnızdır ve özgür olma isteği vardır. Içlerinde savaşla ilgili içgüdü taşımayan insanlık maden toprak gibi şeyler için savaşmışlardır ve savaş insana beraberinde politikayı getirmiştir. Toplumların başında herhangi bir yönetici bulunmuyorken savaş yüzünden yine savaşı yönetecek birine ihtiyaç duyuldu ve daha sonra bu kişi tolumun tamamını her zaman yönetmeye başladı. Sonrasında meydana gelen yasalarla topumu kendilerine bağlamayı başardılar. Toplum büyüdükçe olumsuzluklarda artmıştı ve yasalar oluştu statü,saygınlığa göre göreceli cezalar oluşturuldu. Başlarda toplumdan ayrı düşünülemeyen insan ekonomik bağımsızlığını alınca bireyselleşmiştir. Kuşaktan kuşağa toplum normları aktarılır, gelenek görenekler meydana gelir. Normlar kişiyi korur ancak kendini gerçekleştirmesini engeller. Doğaya eş değer görülen teknoloji hız kazanmış, insanı kendine bağlamış ve zaman ilerledikçe zararı faydasını geçmiştir. Bir nevi insan doğadan ayrılıpkendisonunu kaleme almıştır. Teknoloji nedeniyle artık geri dönüşü olmayan zararlar almıştır dünyamız. Çoğu toplum yaşama tarzı nedeniyle iyi ve kötü olarak karşıt tepki geliştirmiştir. Çağdaş toplumlarda insan kendi gibi olabiliyorken geleneksel toplumlarda insana şeklini çevresi verir. Insan değişime ayak uydurur ancak onun da bir sınırı vardır. Bu sistem doğaya olduğu gibi insana da zarar verir. Çağdaş dönemde ilikiler değişmiştir insan kendini kormak ister ve bu yüzden savunma mekanizmaları geliştirir. Anne-Baba ve Çocuk Dünya da doğduğunda aciz olan tek yavru insan yavrusudur ve doğduğunda ailesinin tavırları üzerinde oldukça etkilidir. Bebek için
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,6bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2020 2. kitabı
FREUD DÜŞÜNCESİNİN BÜYÜKLÜĞÜ VE SINIRLARI Spinoza, Marx, Hegel, Sokrat gibi düşünürler gerçeği kurtuluşun tek yolu olarak görüp akıllarına uyarak yaşamışlardır. Freud ise gerçeğin bilinçli düşüncede olmadığını, düşünülmek istenmediği için biliçaltına bastırıldığını öne sürmüştür. 'İnsan bastırma olayını yok ederse iyi olur' der. 1.BÖLÜM:BİLİMSEL BİLGİNİN SINIRLILIĞI Freud'un düşünce sistemini anlamak zorunlu yanlışları anlamaktan geçer. Yanlışların sebepleri de yeni düşünce ve kısıtlayıcı sınıflamanın çelişkisidir. Düşünürün teorisi çağın ruhuna uygun olmalıdır. Her toplumun kendine ait toplumsal süzgeci vardır. Süzceçten geçmeyen şey söylenmeyen düşünce olarak kalır. Düşünür çok uğraş verirse düşünce kabul görüp toplumda kendine yer bulabilir. Insanlar sadece toplumsal gerçeğin saptırılmadan tanınabildiği toplumda aklını kullanıp gerçeği saptırmadan söyleyebilir. Gerçek tarihe bağlı değişken ve görecelidir. Freud açısından 'düşünülemez' dolayısıyla 'aşılamaz' gerçekleri iki maddede toplamıştır Fromm. Ilki; Burjuva materyalizmi teorisi yani maddesiz güç, güçsüz madde olamayacağını savunur. Freud da bu akımın etkisinde kalmıştır. Bu nedenle fizyolojik nedeni olmayan ruhsal etkileri anlayamadı. Hedefi insana özgü tutkuları anlayabilmekti. Ancak fizyolojik ve psikoloik ilişkinin belirgin olduğu olayı gözlemledi yani cinselliği. Ikincisi; Freud un ataerkil-otoriter burjuva bakış açısından kaynaklanır. Kadın-erkek eşitliği ve erkeğin birçok yönden üstün olup bunu egemenlik aracı olarak kullanmaması imkansızdır der. Freud un ait olduğu sınıfın düşünce biçimlerini sisteminin heryerinde görebiliriz. Freud un terapisinin hedefi denetlenemeyen güdüleri derine inerek denetlemekti. Güçlü azınlık güçsüz çoğunluğu yönetiyorsa insan psişesi için de aynı şey söylenebilir. Freud a
Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve SınırlarıErich Fromm · Say Yayınları · 2016243 okunma
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2020 195. kitabı
Bir babanın kızına felsefe öğretmek için kitap yazması fikri mutlu ediyor beni . Felsefeye nereden başlayacağını ,felsefede hangi problemlerin olduğunu , hangi soruların cevap gerektirdiğini anlatmaya çalışıyor kızına baba. Felsefeyi kalıcı bir bakış açısı olarak yerleştirmek istiyor anlaşılan. Babanın bu çabası Fransa’nın da devlet olarak amacı gibi görünüyor. Bunu BAC sınavına giren öğrencilere sordukları felsefe sorularından da anlıyoruz.Üç ayrı bölümden oluşan BAC sınavının geçen yılki soruları ise şöyle : Philo L (Edebiyat) konuları: Konu: Zamandan kaçmak mümkün müdür? Konu: Bir sanat eseri nasıl iyi biçimde açıklanır? Konu: HEGEL’den alıntılanan metni (doğa kanunları ile beşerî-hukuktan doğan-kanunların arasındaki farka dair) açıklayınız. Philo ES (Ekonomik ve toplumsal): Konu: Ahlak, en iyi siyaset midir? Konu: Emek, insanları ayrıştırır mı? Konu: LEIBNIZ’ten alıntılanan metni (özgürlük, daha doğrusu özgür irade üzerine) açıklayınız. Philo S (Bilim): Konu: Çok sayıda kültürün varlığı insan türünün birliği önünde engel oluşturur mu? Konu: Ödevlerini tanımak, özgürlüğünden vazgeçmek anlamına gelir mi? Konu: FREUD’dan alıntılanan metni (bilimsel araştırmanın zaman içinde seyri üzerine) açıklayınız. Philo T (Teknolojik): Konu: Yalnızca değiştirilebilir olan şeyin mi değeri vardır? Konu: Kanunlar bizi mutlu edebilir mi? Konu: MONTAIGNE’den alıntılanan metni (bilgi üzerine) açıklayınız. Bu sorulara cevap verebilecek kadar analiz yapabilen çocuklar yetiştirmek kitabın amaçlarından biriymiş gibi geliyor bana . 30 Günde Felsefe ,felsefeye başlangıç mahiyetinde olduğu için akademik olmaktan uzak , basit ve içerik olarak da zayıf .30 Günün her birinde okunmak üzere 30 bölümden oluşuyor . Sokrates ,Hippias ,Herakleitos, Parmanides, Kant , Hegel , Descartes , Nietzsche
Felsefe
Otuz Günde FelsefeDominique Janicaud · Bilgesu Yayıncılık · 201519 okunma