Sırtlan Payı

Attila İlhan
Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 1 dk.
Sayfa Sayısı:
424
Basım Tarihi:
1 Ocak 2000
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
ISBN:
9789754942958
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"Nasıl fikir aksiyondan kopunca ölürse fikir adamı da ölür.
Puan vermedi·424 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 12:33
Roman, özellikle 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesini merkeze alarak, Osmanlı’nın son dönemlerinden Kurtuluş Savaşı’na ve Cumhuriyet’e uzanan süreci anlatıyor. Kaptan, tarihi düz bir zaman çizgisi olarak değil, bireylerin hayatına doğrudan etki eden karmaşık bir süreç olarak ele alıyor. Romanda Kurtuluş Savaşı, sadece kazanılmış bir askerî başarı olarak görülmüyor. Attilâ İlhan’a göre bu savaş, halkın kendi kaderini eline alma iradesini temsil etmekte. Bu yönüyle Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in temelini oluşturan düşünsel ve ahlaki bir zemindir. Ancak roman boyunca bu zeminin zamanla zayıfladığı, toplumun ortak idealler yerine çıkar ilişkilerine yöneldiği aşikar. “Sırtlan payı” kavramı da tam olarak burada anlam kazanıyor işte: Herkesin ortak değerden değil, kendi çıkarından pay almaya çalıştığı bir düzen eleştirilir. 27 Mayıs ise romanda tek başına olumlanan ya da tamamen reddedilen bir olay değildir. İlhan, bu müdahaleyi anlamaya çalışırken asıl olarak şu soruyu sorar: Bu noktaya neden gelinmiştir? Ona göre 27 Mayıs, geçmişte çözülememiş sorunların ve Cumhuriyet’in kuruluş ideallerinden uzaklaşılmasının bir sonucudur. Yani sorun yalnızca bir askeri müdahale değil, onu mümkün kılan toplumsal ve tarihsel koşullardır. Felsefi açıdan bakıldığında Attilâ İlhan’ın tarih anlayışı gayet dengeli. Tarihi sadece bireylerin düşüncelerine indirgemez ama insanı da tamamen koşulların aksiyonsuz bir ürünü olarak görmüyor. İnsan hem tarih tarafından şekillendirilir hem de tarihi şekillendirme potansiyeline sahip. Roman kahramanları bu ikilemin içinde yer alıyor geçmişle hesaplaşmaya çalışırlar ama çoğu zaman bunun ağırlığını taşımakta zorlanırlar. İlhan’a göre Kurtuluş Savaşı’nın yarattığı toplumsal bilinç sürdürülemediği için, Cumhuriyet döneminde ciddi kırılmalar yaşanmıştır. 27
Roman
Sırtlan PayıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 2000183 okunma
7/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2023 99. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2023 13:58
Kitabımız daha evvel bahsettiğimiz Aynanın İçindekiler serisinin 2 numaralı kitabı olup yine bağımsız olarak okunması mümkün eserler arasındadır. Temmuz 1960 sürecinde başlayan bir romandır. Miralay Ferid karakteri üzerinden anlatılır. Kendisini ülkesini çok seven ve aynı zamanda Kuvay-ı Milliye hareketine katılmış bir subaydır. Onun üzerinden hem tarihsel hem de politik olarak 1960 sürecine dair bir sorgulama yapılır. Zaten subay olarak katıldığı dönem 20 yaşında bile olsa 1960 yılında yapacağı tek şey düşünmek ve sorgulamak olacaktı. Amaç eleştirel bir bakış açısı getirmek ve bunu bir karakter üzerinden yapmak. Gerek geçmişe dönük ağırlıklı anlatım gerekse o günün şartlarına dair olan anlatım çok kıymetlidir. Tarihi merak edenlerin aslında dönemlere mâl olmuş insanların anlatımlarını dikkatle okuması gereklidir bana göre ve bunun için de Attila İlhan önemli bir kaynaktır. Nedense şiirleri çok satarken asıl okunması gereken kitaplarının adının bile bilinmediğini düşünmekteyim. Pek çok siyasi ve toplumsal konuya değinmesi ise kitabın bana göre en iyi kısımları. Yani adam felçliymiş, sağlığı çok kötüymüş anlatımlarından ziyade gerek yaşadığı dönemin siyasi ve toplumsal sorunları gerekse gençlik döneminin manda ve sığınma sorunlarından bağımsızlığa kadar pek çok konusu özelinde yaptığı anlatımlar çok değerli ve bir o kadar da önemliydi. Bilhassa kitabın konusunu oluşturan kongreler ve bunların anlatımları da etkileyici kısımlar olarak gözüme çarptı. Dönem romanı olarak gözükse de aslında pek çok dönemin romanı ve her dönem anlatılıp öğretilmesi gereken konularla dolu bir içeriği vardı. Hayranlıkla okuduğum bir eserdi ve hepimize iyi okumalar diliyorum..
Sırtlan PayıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 2000183 okunma
9/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2021 20:42
Attila İlhan'ın 'Aynanın İçindekiler' adındaki 1909-1960 arasındaki yılları anlatan yedi kitaplık serisinin ikinci kitabı. Kitaplar yazılış sırasına göre şöyle: - Bıçağın Ucu - Sırtlan Payı - Yaraya Tuz Basmak - Dersaadette Sabah Ezanları - O Karanlıkta Biz - Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa - Gazi Paşa Kitabın ana karakteri Miralay Ferid 1.Dünya Savaşı sırasında doğu cephesi hariç her cephede savaşmış bir yiğit asker. 27 Mayıs ihtilalinin hemen ertesinde kalp krizi geçirir ve nekahat için çabalarken, kitap kah 1.Dünya Savaşı yıllarında Miralay'ın ve ülkenin yaşadıklarını anlatırken kah da 1960 ihtilali sonrasına döner. Bir taraftan tarihi olayları işler ama bir taraftan da hem eski dönemde hem de yeni dönemdeki bir çok karakterin yaşantısı üzerinde durur. Aşk ilişkileri, sıradışı cinsellikler, psikolojik çözümlemelerle çok renkli ve sürükleyici bir eser. 27 sene önce serinin dördüncü kitabı Dersaadet'te Sabah Ezanları'nı okumuştum. O da çok güzeldi. Kronolojik bir sıra takip etmeyen ancak her kitapta bazı ortak karakterlerin yer aldığı bir seri. Yıllar önce okuduğum da dahil olmak üzere hepsini okumaya karar verdim. Alışık olmayanlar için dili biraz ağır gelebilir ama arada kelimeler için sözlüğe bakmak dağarcığı artırır. Tavsiye ederim. BUNDAN SONRASI HATIRLAMA İÇİN NOTLAR/SPOILER Miralay Ferid : Eski, vatansever subay, 1. Dünya Savaşı sırasında çeşitli cephelerde savaşmış, 1960 sonrası Emirgan'da oturuyor. Kalp krizi geçirdi ve iyileşme çabası içinde geçmiş ve şimdi arasında gidip geliyor. Ruhsar Hanım: Miralay'ın karısı, Miralay'ın asker arkadaşı ölünce evleniyorlar. Hayrunisa: Miralay'ın kardeşi. İki koca eskittikten sonra cinsel tercihlerini değiştirerek bir rus kadınla yaşıyor. Başarılı bir iş insanı ama 27 Mayıs ihtilali olumsuz etkiliyor işlerini bir
Sırtlan PayıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 2000183 okunma
Sırtlan Payı
Puan vermedi·424 syf.··
2026 15. kitabı
Türk edebiyatında romanla fikri yan yana yürütmeyi en iyi bilen isimlerden biri Attila İlhan. “Sırtlan Payı” da bunun en net örneklerinden. Kitabı elinize aldığınızda bir hikâye okuyacağınızı sanıyorsunuz ama sayfalar ilerledikçe kendinizi bir tartışmanın, hatta yer yer bir hesaplaşmanın içinde buluyorsunuz. Edebi tarafıyla başlayalım. İlhan’ın dili her zamanki gibi kendine has; biraz sert, biraz meydan okuyan ama bir o kadar da akıcı. Özellikle diyaloglarda bu çok hissediliyor. Karakterler konuşurken sadece birbirleriyle değil, sanki okurla da tartışıyor. Bu durum bazen metni zenginleştiriyor, bazen de hikâyenin ritmini yavaşlatıyor. Yani okurken bir yandan “ne iyi yazmış” diyorsunuz, bir yandan da “biraz fazla uzamadı mı?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Romanın arka planı Türkiye’nin yakın tarihi. Cumhuriyet sonrası dönem, çok partili hayata geçiş, Batılılaşma sancıları… İlhan bu konuları öyle kuru kuru anlatmıyor; hikâyenin içine yediriyor. Ama şu da var ki anlattığı tarih, tamamen kendi bakış açısından süzülmüş bir tarih. Bu yüzden zaman zaman tek taraflı bir ton hissediliyor. Siyasi tarafı ise zaten gizli saklı değil. İlhan’ın dünya görüşü metnin her yerinde hissediliyor. Ulusalcı, anti-emperyalist çizgi çok net... Bu da romanı sadece bir kurgu olmaktan çıkarıp bir fikir metnine yaklaştırıyor. Fakat bunun bir bedeli var. Karakterler bazen etten kemikten insanlar olmaktan çıkıp bir fikrin temsilcisine dönüşebiliyor. Karakterlerin iç dünyası, yaşadıkları çatışmalar gayet inandırıcı. Bu da psikolojik açıdan bakınca daha dengeli bir tabloyu ortaya koyuyor. Özellikle bireyin kendi içindeki bölünmüşlüğü ile toplumdaki kırılmalar arasında kurulan bağ etkileyici. Ama her karakter için aynı özeni görmek zor; bazıları biraz yüzeyde kalıyor. Doğu ile Batı arasında
1000Kitap
Sırtlan PayıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 2000183 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2020 15:16
Aynanın İçindekiler 2. Bir yandan 27 Mayıs’ı izleyen siyasal panorama bir yandan Miralay Ferid’in Balkan, Dünya ve Kurtuluş Savaşı anıları ve tanıdıkları, bir yandan da 1960 Temmuz ve Ağustos’unda Miralay Ferid’in kalp krizleri, yeğeni Suat’ın hayatının değişmesi, Dr. Sevim’in şiddet düşkünü cinselliği anlatılıyor.
Sırtlan PayıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 2000183 okunma
Puan vermedi·502 syf.··
2023 83. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2023 22:43
27 Mayıs darbesini izleyen siyasal panorama, Balkan ve 1. Dünya Savaşından ve Kurtuluş Savaşından kesitlerle birlikte verilmiş. Evinde enfarktüs geçiren emekli albay Ferit Bey, imparatorluğun ve milli mücadele yıllarının hesaplaşmasını yaparken çevresindekilerin şaşırtıcı hayatları romandaki gerilimi artırmış. İlhan, döneme uygun olarak eski sözcüklerle konuşturduğu kahramanlarını, eski dönemlerin doğal yaşantısını, azınlıkları, savaş meydanlarını ustalıkla anlatmış.
Sırtlan PayıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2005183 okunma
Puan vermedi·502 syf.··
2021 43. kitabı
“Bu kitapta anlatılanların gerçek kişilerle ve olaylarla hiçbir ilgisi yoktur. Onları ben, büyük bir aynanın içinde gördüm. Üstelik ayna dumanlıydı ve olmayan bir şehirde geziniyordu.” Attilâ İlhan Aynanın İçindekiler serisinin 2.kitabı Sırtlan Payı’na bu cümleler ile başlıyor. Milli Mücadeleye, Mütareke yıllarına ve 1960 darbesi sonrasına Emekli Albay Ferid Bey’in hasta yatağından tanıklık ediyoruz. Ferid Bey ve etrafında şekillenen karakterlerin iç çatışmaları, travmaları ve tasvirleri de başlı başına bir esere konu olacak türden. Hem tarih hem edebiyat iç içe… Sırtlan Payı üzerinden @dipodakitapkulubu ‘müz ile yakın tarihimize dün yakından bir kez daha baktık. Bilmediğim, araştıracağım ne çok şey varmış. Kulübümüze bir kez daha teşekkür ederim. Attilâ İlhan’ın cesur kalemine hayran kaldım. Sırası ile ya da sırasız da okunabilen Aynanın İçindekiler serisini sıralı bir şekilde aşağıya da ekliyorum. Ömrüm yeterse hepsini okuyacağım. :) * Bıçağın Ucu (1973) * Sırtlan Payı (1974) Yunus Nadi Roman Armağanı * Yaraya Tuz Basmak (1978) * Dersaadet'te Sabah Ezanları (1981) * O Karanlıkta Biz (1988) * Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa (2002) * Gazi Paşa (2006)
Roman
Sırtlan PayıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2005183 okunma
9/10
·502 syf.·
2020 37. kitabı
Klasikler kütüphanemi doldurmaya çalışırken Türk edebiyatına da gereken saygıyı göstermem gerektiğini kendi edebiyatının eserlerini okumayan okur olur mu dedim attila ilhan ve kemal tahir le giriş yaptım,işte bunlar bizimkiler dedirtmeye yetti okurken sanki buralar bizim oralar bu karakterler bizim oranın insanları diyorsun.Bilmem bana böyle hissettirdi.
Sırtlan PayıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2005183 okunma
9/10
·502 syf.··
Beğendi
·
2019 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2019 15:53
Sırtlan Payı, 'Aynanın İçindekiler' serisinin ikinci kitabı. Attila İlhan bu kitabında 'seferberlik kuşağı' temsilcisi Miralay Ferid Bey'in şahsında Milli Mücadele ve Mütareke yılları ile 27 Mayıs 1960 ihtilali sonrasının Ağustos ayına kadar olan sürecini anlatıyor. Yine geriye dönüşlerle bizi Gazze Cephesine, Çanakkale Cephesine götürüyor... Ferid Bey'in özel yaşamından kesitlerle harmanlanan roman muhteşem bir hayat hikayesini bizlere aktarıyor. Bütün Attila İlhan romanları gibi ufuk açıcı, muhteşem bir eser. Ben çok beğendim ve öneriyorum...
Sırtlan PayıAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2005183 okunma

Yazar Hakkında

Attila İlhanYazar · 61 kitap
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 10 Ekim 2005), Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen. Aydın çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. 15 Haziran 1925'te İzmir, Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi'nin birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Paris yılları 1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı. Attilâ İlhan, "Kaptan" lakabının kendisine Paris yıllarında bir dönem sakal bırakması üzerine arkadaşları tarafından yakıştırıldığını belirtmiştir. Lakabın yayılmasında beş bölümden oluşan Kaptan şiiri etkili olmuştur. İstanbul-İzmir-Paris üçgeni 1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul-İzmir-Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır. Sanatta Çok Yönlülük 1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de Biket İlhan ile evlendi, 15 yıl evli kaldı. İstanbul'a dönüş 1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri döndü. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996). Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul ve İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde inceleniyordu. Hazırlık ve arayış dönemi Romanda "hazırlık ve arayış dönemi" diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki Batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve antikomünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda ön yargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için şunları söylemiştir: "Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim." Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır. Olgunluk dönemi Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir – ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa ve Gazi Paşa bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşe başlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden her biri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür. Ölümü Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısıdır. 2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği, 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile, 1974 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile, vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Attilâ_İlhan