Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım open.spotify.com/track/0FywOPZ1f...
Kurdî
Yeni bir komşumuz taşındı 3 erkek evladı var. İkisi 7-8 yaşlarındalar. Ramazan bayramında bahçede oynuyorlardı eşim yol tarafından bayramlaştı bunlar duvarı dolanıp geldi eşimin elini öptüler. Hürmet göstermelerine çok şaşırdım. Neyse anneleriyle bir araya geldiğimizde maşallah çok güzel yetiştirmişsiniz, çok saygılı, hürmetliler dedim. Bana öyle bir şey söyledi ki tekrar hayran kaldım. Dikkat ettiyseniz el öperler ama alınlarına değil yanaklarına koyarlar dedi. Sebebi nedir dedim. "Alın secdeyle şereflenmiş bir yerdir, Ona ayrı bir hürmet gösterilmesi gerekir" dedi. Yani çocuğa sadece davranış öğretmemiş, davranışın arkasındaki manayı, edebi öğretmiş, incelikli bir terbiye vermiş belki de çocukların bu şekilde yetiştirilmeye ihtiyacı var. Davranıştan çok bilinç inşa etmeye, edebe .
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Muhtemelen hepimiz oturmuşuzdur bir kez, ait olmadığımız sofralara.
Kavim iyilerimizi dinlemiyor artık... Ne yarılan deniz, ne taştan fışkıran su, ne de gökten inen sofra kâr ediyor. Bunaldık! Yeniden Hira Mağarası’na dönmeye ihtiyacımızı var…
- Hayatınızdaki asıl Hızır da Güneş Hanım galiba? - Evet Güneş (dalıp gülümsüyor). Benim Hızır'ım... Gerçekten benim parasızlığıma katlanması, gık dememesi, niye paramız yok dememesi... Hiçbir zaman hiçbir şeyi bana hissettirmedi, yine soframız sofra oldu, yine benim içkim içki oldu, dostlarım dost oldu. Soframızda çocukların arkadaşları, benim arkadaşlarım hiç eksik olmadı. Ben kalabalık sofrayı, muhabbetli yemek yemeyi seviyorum. Çünkü her şeyden her telden konuşulabiliyor. Ayrıca sokağa çıkmayı değil de evde yemeyi seviyorum. Bu sofra adabını da Güneş çıkardı. Kız Sanat Okulu'ndan mezun olduğu için çok güzel yemekler yapıyordu, elinden her iş geliyordu. Evde yemek olarak, dekor olarak, kostüm olarak bir Hızır vardı her zaman... En parasız günlerimizde bile üç-dört çeşit yemek olur, öyle bir tek kuru fasulye pişmeyle olmuyor. Eski Ramazan sofraları gibi her çeşit yemek vardır, herkese hitap eden yemekler bulunur bizde. Ben de alıştım, birkaç çeşit olmazsa oturmam. Bir çeşit varsa yemek yok demektir evde. Tabii tiyatroda da az bir maaş aldığım için nasıl oluyordu bu yemekler, nasıl kotarıyordu aşçılığı, mutfağı bilmem, o onun marifetiydi. Hiç de yok demezdi. İki Kalas Bir Heves, s.247
Bir yandan sofra kurup, öte yandan siteyi takip eden kızlar...:)) Telefon, tabaktan daha pahalı olabilir belki ama anne terliği, kırılabilecek bir tabak için, bence çok ağır bir fatura olabiliiiirrr...:))