Hiçbir düşmanım yabancı değil . Hepsi annemin kurduğu sofraya oturdu .
Sofraların baş tacı İlahiyat fakültesi emekli öğretmen Mahmut dörtbudak urfalı için mağara felsefi okulun talimgahı haline gelmiş ve dini hüviyet kazanmış bir çok hiristiyan azizin yetiştirilmesinde mekân olmuştur Atlas sayı 160 temmuz 2006 Mahmut Dörtbudak emekli öğretmendi Küçük mağarasında ilim yolunu öğretirdi İki kızı vardı esma ile elif hoşgeldiniz dedi Ve talebelere en güzel yeri gösterdi Pek çok ilim adamı yetişti bu mağaralarda Her heceye Rahman ve rahim diyip başla Selçuklu devrinde ilim merkeziydi urfa Sıra gecesi düzenlenirdi mağara başında Mahmut hoca kuraan alfabesini öğretir Hanımı ikram teyze en güzel aşı pişirir İşte urfanın insanı böyle misafirperverdir Onun için urfa şanlı zengin ve bereketlidir Nefsani gardaş urfa sofrası et ağırlıklıdır Allah diyip sofraya otur o rahmet yağdırır Acı ve isot sofralarımızın hep baş tacıdır Hanım eli değerse o sofra lezzet kazanır Çocuklarımız yer lahmacunu ve kebabını Okuyalım çocuklar Kuraanı azimüşşanı Cenabı Hak bereketlendirir sofrayı Şanlıurfa kebabı o dur sultanların baş tacı
Şiir
Reklam
"Mantı ve sütlaç yaptım. Erken gel evimize birlikte yiyelim.Sofra hazır, eksik olan tek şey sensin. Bu arada ceketinin sol cebine küçük bir iz bıraktım… Ne zaman özlesen, cebin sana beni fısıldar. Ve sen de kimseye belli etmeden,kendine saklayıp,arzular ağır basarsa çıkarıp koklarsın.." Bugün yaramaz ve tutkulu yazarınız biraz sessiz, biraz kırık… çünkü bu kelimeleri gönderecek bir kocası bile yok. Sadece yazıyor, sadece bekliyor… ve hiç gönderilmeyen mesajların içinde biraz daha eksiliyor.
Nerede o eski bayramlar yüzsüzlüğü: Siz eski insan mısınız ki?
Bugün bayram diye nenemlere gittik. Bir baktım bizden 1-1.30 saat önce giden teyzem ve kuzenim salonun yerlerini süpürüp koltukları siliyordu. Şaşkınlıktan sonra nenemle selamlaşınca söylediklerinden ayrıyetten sinirlerim bozuldu. Halı süpürüldükten sonra bezle silinecekmiş bir de. Saat 12. 30 olmuş ve bayram temizliği, gün öncesi yerine gününde yapılıyordu. Daha saçlarım bile ıslaktı. Direkt kokacaktık yani, normal hijyen takıntım bayramda son seviyeydi, neyse. Süpürmeye el attım. Kirada kaldıkları ev, dubleksin normal bir kat oluşu gibi büyük ve genişti: Allah kolaylık versindi. "Madem az kişiyiz ve sınırlı süre var. Halılar süpürüldükten sonra suyla şehadetlensin. Bezle temizlenmesi yeterli olmayacak zaten." deyince teyzem "Olsun yine de yapılsın, temiz olsun." dedi. "Sen buna temizlik mi diyorsun, gerçek temizlik istiyorsan böyle olmaz. Ya halı yıkamacıya vereceklerdi ya da günler öncesinden kendileri yıkayıp namaz öncesinde açacaklardı. Benim temizlik ağzımı açtırmayın." diye yükselmiştim biraz. Çünkü bayram anne tarafının ve dayımların ailesi temizliğe dokunmamış. Bize de denmedi. Yoksa sabahtan gidilirdi o zaman duş alınıp geri gidilirdi. Koskoca ev için 4 kişiydik. Sadece dayım ve nenem varken her zaman dip bucak temizlik yapılmıyordu. Tam aile olan dayımların evlerinde yapılması gerekirken onların evi tercih ediliyor ve temizlikte kimse yok, şaka gibi. Onun dışında da ağzımı açmadım. Bayram diye ve Allah rızası için yapıldığından onları fırçalamadım ve eve dönmedim. Dayımda etrafta dolanıp "Yapmayın, oturun. Gerek yok." tarzı laflar ediyor. Var ya kendimi zor tuttum "Yapılsaydı gerek olmazdı ama yapılmadığı için gayette gerek var ve gerizekalı gibi konuşacağına sadece eline sağlık de en fazla ve sus!" demedim. Cevap vermemeyi seçtim ama 5-6' dan sonra "Ne
Gadir-i Hum
Tuz ekmek hakkı bilene. Sofra kurmasan da olur.
Şansa inanır mısın? “Zaten bizde de şans olsa”, “şansa bak!”, tüh ya şansızlık”, “şu adamdaki şansa bak!” gibi cümleler günlük hayatımızın içinde ne kadar çok yer alıyor değil mi? Cümlelerde ne dikkatimi çekti biliyor musun? Söz konusu şans olunca hep başkalarının şansından, kendimizin ise şanssızlığından dem vurmuşuz. Oysaki şanslı olduğumuz o kadar çok konu var ki. Ama insan çok az anımsar sofrasına koyduğunu ekmeğin, sağlıkla aldığı nefesin, çocuğunun okuldan dönüşünün, annesinin sofra kurmasının, kardeşinin bir telefon ucunda olmasının şans olduğunu. Ancak kaybedince, kaybetmenin eşiğine gelince anlarsın. İhtiyacımız olan ise sadece kaybetmeden anımsamak, yitirmeden farkındalık kazanmaktır. O halde bugün başkalarının şansına değil kendi şansımıza odaklanma günü olsun mu? Olsun olsun. Şanslı olduğun konular ne? Düşünelim bakalım. Haydi uyan o zaman. Gün içinde şanslı olduğun konuları hatırlayıp ne kadar şanslıyım demeyi unutmadan. Günaydın🧚🏻 Saniye Bencik Kangal
1000Kitap
Reklam
Reklam