Yaşayan bütün organizmalarda bencil bir damar vardır; kendi yaşamlarına ve sağlıklarına dikkat etmek zorundadırlar, aksi takdirde pek fazla döl bırakamazlar. İnsanlardaki ortaklaşmacılık ve yardımlaşmacılık, bir bakıma, bu bencil temelin üzerine örülür.
Homo sapiens, daha önce benzeri görülmemiş şekilde, kültürel gruplar halinde hareket etmeye ve düşünmeye uyum sağlamıştır. Gerçekten de insanların en etkileyici bilişsel başarıları -karmaşık teknolojilerden dilbilimsel veya matematiksel sembollere, çetrefil sosyal kurumlara dek- bir başına hareket eden insanların değil, etkileşim halinde olan insanların ürünüdür.
Banyoya birlikte girdiler, duşun altında kıkırdayarak birbirlerini sabunladılar. İyice temizlenmiş ve kokular sürünmüş olarak yeniden yatağa girip öğlene dek seviştiler. (…) İçkilerini alıp balkona çıktılar, sardunya saksılarının dizili olduğu balkon duvarına dayandılar, esrarlı sigaralarını içerek günbatımını ve sokaktan geçenleri seyrettiler.