İnsanların gözünde, oraya buraya savruluşta, uzun ve yorucu yürüyüşte; bağırışlarda ve curcunada; arabaların, motorlu araçların, omnibüslerin, kamyonetlerin, insandan reklam panolarının, bandoların, mekanik kollu müzik kutusu çalanların gelip geçişlerinde, başının üzerindeki uçağın tıngırtısında, uzaklardan gelen sesinde ve muzafferiyetinde sevdiği şey buydu işte; hayattı, Londra'ydı, haziranın o anıydı.
Peki, hakiki edebiyatla uğraşanlar neden popüler edebiyatı mesele edinirler? En önemli nedeni, hakiki edebiyatın popüler edebiyatın egemenliğine boyun eğerek yok olacağı korkusudur: Yayıncılar gitgide sadece popüler edebiyat ürünlerini yayımlayacak, edebî yazarlar da edebî çizgilerini piyasanın talepleri doğrultusunda şekillendirerek popüler edebiyat yazarlarına dönüşecek ve her şey piyasanın koşullarında tükenip gidecektir.