Bayan Dalloway

Virginia Woolf
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·264 syf.··
2020 1. kitabı
Virgina Woolf'un eşsiz anlatımı ve kullandığı bilinç akışı tekniği beni çok etkiledi. Kitapta düşüncelerin yoğun oluşu sıkmaktan ziyade kitaba bağlıyor.
Bayan DallowayVirginia Woolf · Ren Kitap · 20195,9bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2020 19. kitabı
Okumak için bir yıl beklettiğim gözümü aşırı derecede korkutan, okuyunca korkmaya gerek olmadığını gördüğüm kitap. Kitabın tek istediği sessiz bir ortam.
Bayan DallowayVirginia Woolf · Ren Kitap · 20195,9bin okunma
6/10
·264 syf.··
2020 2. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2020 18:09
Bilinçakışı tekniği ile yazılan bu kitabı bitirmek için kendi kendimle inatlaştım. Çok sıkıcı olmakla birlikte konu bütünlüğü, zaman kavramı ve herhangi bir kurgu yok. İsmiyle müsemma, aklına geleni rastgele yazmış. Bir Türk olarak batılıların bizim coğrafyamızla ilgili olaylara tek taraflı bakması beni çok üzüyor. Virginia Woolf bu eserinde kısmi de olsa, Ermeni olaylarına örtülü bir atıfla, mazlumlaştırma, mağdur yaratma edebiyatı ve Ermenilere avukatlık yapmıştır. Batı dün de aynıymış, sığ, taraflı ve iki yüzlü. Sinir bozucu, sıkıcı ve verimsiz bir kitap. Tavsiye etmiyorum.
Edebiyat
Bayan DallowayVirginia Woolf · Ren Kitap · 20195,9bin okunma
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2020 81. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2020 01:36
Romanda Bayan Clarissa Dolloway'in yıllar sonra reddettiği ilk aşkının karşısına çıktığı o gün anlatılıyor.Bir geçmişe bir geleceğe zihinsel geçişlerle sürüyor anlatım. Dolloway kendini sorgular;yaşamını,evliliğini, ve tabi ki Peter'i reddetmenin doğru bir karar olup olmadığını...'Acaba', der, 'Nasıl olurdu', diye düşünür. İçten içe pişman olur çünkü aslında yüreğinde hep Peter olmuştur.Peter'de aynı şekilde ellisini geçmiş bir adamın yeni hazlar ve aşklarının ancak yanılsama olduğunu anlar.Yüreğinin derinlerinde hep Clarissa'nın olduğunu sezer ama bir süre kabul etmek istemez.Yani aldığımız kararlar bazen hayatımızı derinden etkileyebilir, ve bazen yanlış seçimler yapabiliriz... Sonra ağır bunalımlı olan bir genç var, Septimus, ve onun için derinden üzülen italyan eşi ara ara da Septimus ve eşinin hikayesiyle karşılaşıyoruz.Kitap genel olarak karakterlerin içsel diyaloglarıyla ve zihinlerinde canlanan anılarla ilerliyor.Gayet keyifliydi merakla çevirdim her sayfayı büyükte keyif aldım.
Bayan DallowayVirginia Woolf · Ren Kitap · 20195,9bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2025 9. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 18:17
Bilinç akışı, iç monolog, Britanya simgesi dört çeyrekten oluşan Big Ben, akıp giden zamanın sadece bir günü. En son hamle ise ölüm. Ölüm bir kucaklaşma seromonisi...
Bayan DallowayVirginia Woolf · Ren Kitap · 20195,9bin okunma
7/10
·200 syf.·
2017 16. kitabı
İngiliz Edebiyatının feminist yazarı Virginia Woolf, her zaman ilgimi çeken bir yazar olmuştur. Gerek yazdıklarıyla gerekse hayatıyla dikkat çeken bir isim. Çocukluğundan itibaren psikolojik bunalımlar yaşayan Wollf, hayatı boyunca manik depresif ruh halinden kurtulamamıştır. 22 yaşından itibaren 3 defa intihara kalkıştı. Hayatının son zamanlarında iyice psikolojik bunalımlara yenik düşen yazar, yazma yeteneğini kaybettiği ve artık yeni bir fikir üretemeyeceği düşüncesiyle sık sık boğuştu. Bu düşünceler, bu stres onun ruhsal bunalımlara savrulmasına sebep oldu ve bu düştüğü buhrandan, bataklıktan çıkamadı malesef. “Canım, yine deliriyorum, eminim bundan. O berbat dönemlerden birine daha tahammül edemeyeceğimizi hissediyorum. Bu kez iyileşmeyeceğim. Sesler duymaya başlıyorum, dikkatimi toplayamıyorum. Bu yüzden en iyisi neyse onu yapacağım… Daha fazla mücadele edemem. Senin hayatını mahvettiğimi biliyorum, ben olmazsam sen çalışabilirsin. Çalışacaksın da, biliyorum bunu. Görüyor musun, şunu bile doğru dürüst yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek istiyorum… Beni kurtarabilecek biri olsaydı, o kişi sen olurdun. Her şeyimi yitirdim, bir tek senin iyi biri olduğuna inancım kaldı geride.“ 59 yıla sığdırılmış yaratıcı bir hayatın son cümleleriydi bunlar. Bu satırları yazan Wollf, 59 yaşındayken eşine hayatını daha fazla mahvedemem diye seslendiği satırları ardında bırakarak evinden ayrıldı. Evinin yakınındaki nehre ilerledi, cebini taşlarla doldurdu ve kendini soğuk nehrin sularına bırakıp, defalarca başarısız olduğu intihar eylemini bu defa başarıyla sonlandırdı. Virginia Woolf ' un bilnç akışını en iyi uyguladığı kitaplardan biridir Mrs. Dalloway. Bilinç akışı tekniği: Karakterlerin düşünme halini okuyucuya iç diyaloglarla
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Hayata dair her şey
10/10
·200 syf.·
2021 52. kitabı
Mrs. Dalloway’in kendi iç dünyalarının insanı olan karakterlerin her biri bende Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna kitabında geçen şu alıntıyı hatırlattı. “Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım… Hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir…” Bilinç akışı denilince akla gelen ilk yazarlardan olan Wirginia Woolf, tam olarak bu cümlede bahsedilen karakterler resmediyor okuyucuya. Hayatın kendisini didaktik bir saat olarak değil,sürekliliğiyle kendini yenileyen bir nehir gibi çiziyor. Geçmişle geleceğin,hayalle gerçeğin arasında gidip gelen bir sarkaç.Muazzam cümleleriyle, -çoğu deniz temalı- insanın ruhuna incelikler katan benzetmelerle yapıyor bunu.Sıkıcı ve değişmez gündelik yaşama adeta keskin kalemiyle renk katıyor.Viktorya dönemi İngiltere’sinin muhafazakar yapısını, savaşın insanların ruhlarında yarattığı yıkıcılığı, kadının toplumdaki yerini,pamuk ipliğine bağlı olan kırılgan ruh halini olanca derinliğiyle ele alıyor.Karakterleri hem kendi içsel dünyalarından,hem de dışardan bir göz olarak sunuyor bizlere. Bazı karakterleri anlamlandırma konusunda, önem arz eden bir yönü var sahip olduğu yazım tekniğinin. Eğer siz de benim gibi gerçek hayattan ziyade kafasının içinde yaşayan bir insansınız, okurken zorlanacağınızı sanmam.Ama eğer gerçek hayata konsantre olmuş bir kişiliğiniz varsa -ay çok sıkıcı- ,anlatım sizi yorabilir, hatta sıkabilir.Ama ben en azından denemek gerektiği kanaatindeyim. Nesnel ve sıkıcı gerçekliklerden insanın bilincinin derinliklerine yaptığı, dingin, benzersiz bir yolculuk. Sona gelirken, okuyucuyu ana dilinde okuyamadığı bu eseri teselli eder gibi, ustaca çeviren, Tomris Uyar’ın da hakkını teslim etmeden geçmek istemem. İncelememi kitabın yazarın ağzından kısa bir özet niteliği taşıyan
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
8/10
·208 syf.··
2018 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2018 21:53
"Mrs.Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi." Kitap işte bu meşhur cümleyle başlıyor ve bütün bir gün boyunca Mrs.Dalloway'in gününe, saatlerine tanıklık ediyoruz. (Kitabın ismi bu yüzden zaman kavramında geçtiği için saatler olarak kalacakmış ama sonradan değiştirilmiş.) Anlatimi bakimindan karışık ve biraz da zor bir kitap Mrs.Dalloway. Yapilan yorumlardan anlayacagimiz üzere tam olarak zaman, mekan, karakter kavramı oturmadigindan, farklı zamanlarda geçtiği ve bir diğer zamana geçişte belirgin herhangi bir sey olmadığından sanırım pekte sevilmemiş. Evet bazi noktalarda hak veriyorum ama tam olarak da öyle düşündüğüm söylenemez, Mrs.Dalloway'in düşüncelerine paralellik gösteren düşüncelerim ve hareketlerim beni kitaba bağlamakta hiçte zorlamadi:) Her okur bir olmadigindan dolayi kitap benim icin gayet de akiciydi. Kitap bittikten sonra araştırma yaparken de karşıma bir film çıktı. Virginia Woolf'un Mrs.Dalloway kitabını yazarken ki sürecini anlatan bir film:The Hours(Saatler). Kitabı okuduktan sonra üzerine bu filmi izlemek kitapla ilgili sahip olduğum boşlukları doldurmada bana oldukça yardımcı oldu. Yanlış anlaşılma olmaması için tekrar belirteyim kitabın filmi değil,bu kitap yazılırken ki Virginia Woolf'un yaşamını anlatıyor, düşüncelerini ve hislerini yansıtıyor. Ama eğer kitabı okursanız ardından mutlaka filmi izleyin derim çünkü kitapta farklı zamanlarda geçen konu kafanızda tam yer etmediyse, bazı taşların yerine oturması açısından film çok çok yardımcı oluyor. Size tavsiyem kitabi okudum ama anlam veremedim diyorsanız mutlaka filmi izleyin.. İzleyin ki Virginia'yı anlayın.. Virginia.. Virginia ve kitabı bitirdikten sonra ki o hazin sonu... Ceplerine taş doldurup kendini göle bırakması... Kocasına bıraktığı o mektup... Ben burada noktalıyorum. Benim
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20185,9bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2023 41. kitabı
”Mrs Dalloway çiçekleri kendi alacaktı“ cümlesiyle başlayan bu kitap evden hangi amaçla çıktığını unutan ,giderken binlerce düşünceye dalan insanları hatırlattı bana …Yani kendimi …İnsan bazen bir sokakta yürürken geçmişin en kırılgan ve en dönüştürücü anlarına ışınlanıveriyor . öyle değil mi ? Yaşamını ,başkalarının yaşamını , yaptığı seçimleri ,arkadaşlıklarını, ilişkilerini sorguluyor … .Roman bir davet gecesini anlatıyor . Bilinç akışı sayesinde zihinden zihnine geçebiliyoruz. Bu o kadar akıcı ve güzel bir şekilde kaleme alınmış ki hayran olmamak elde değil . Davet gecesinde Clarissa’nın yıllar sonra ilk aşkı Peter Wals’le karşılaşmasına tanık oluyoruz ve Clarissa’nın geçmişini ve diğerlerinin geçmişini yaşıyor ve izliyormuş gibi hissediyoruz … .Zaman ,ölüm ve seçimler hakkında sorgulatacak bir kitap olan Mrs . Dalloway öznel konuların yanısıra 1.Dünya Savaş ‘ı sonrası Londrası’na ve toplumsal düzene de bir eleştirel niteliğindedir …
Mrs. DallowayVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·174 syf.··
2021 3. kitabı
Mrs. Dalloway, insan bilincinin en derinini yansıtan muazzam bir eserdi. Roman, adeta gelişmiş teknolojiyle çekilmiş bir film gibi geldi bana. Çok iyi bir gerçeklik ve derinlik sunuyor. Bazı yerlerde film izliyormuşçasına kendimizi düşüncelere kaptırır ve kahramanın yerine düşünürüz. Mrs. Dalloway’de belirgin bir olay örgüsü yoktur. Kronolojik sırasıyla anlatılan, başlangıcı, ortası ve sonu olan bir öykü anlatılmaz, olaylar hem şimdiki zamanı, hem de geçmişi kapsayan bir tek günde geçer. Roman Bilinç akışı tekniği ile yazılmıştır. Roman şimdi ve geçmiş arasında gidip gelir, bizimde şimdiki zaman ve geçmiş zaman arasındaki bağı kurmamızı sağlar. Ve ayrıca roman kahramanlarını daha yakından tanımamıza da imkân sağlar, kahramanlar ile düşünsel ve duygusal bir bağ kurmamız kolaylaşır. Mrs. Dalloway’deki kahramanlar aracılığıyla, insan zihninin bir gün içindeki algıladıkları kolaylıkla izlenebilir. Romanın konusu kısaca, I. Dünya Savaşı sonrası yaşanan bunalımlı dönemleri anlatır. 1923 yılının bir Haziran günü, yaklaşık on iki saatlik bir zaman dilimini konu eder. Ancak zaman, geçmişe gidiş-gelişlerle 1890’lı yıllara, hatta Clarissa ve Peter’in çocuklukları düşünülecek olursa daha da öncesine kadar genişler. Gerçek zamanda mekân Londra’dır. Ve sürekli saatin çalmasıyla kahramanların ne yaptıklarını saat saat kontrol ederiz. Şöyle diyebiliriz ki roman ses üzerine kuruludur. Hatta Woolf ilk olarak eserinin adını Hours(saatler) koymayı düşünmüş. Dalloway’in parti hazırlıklarıyla başlayıp aynı günün akşamı verilen parti ile sona erer. Bu kısa zaman dilimi Clarissa’nın zihninde geçmiş ve geleceğin iç içe girdiği kişisel bir tarih olur. Anlatılan ve yaşanan on iki saatlik zaman diliminde, kahramanların zihinlerinde yaşanan zamansal kırılmalarla hem geçmişin
Mrs. DallowayVirginia Woolf · Birikim Yayıncılık · 19825,9bin okunma

Yazar Hakkında

Virginia WoolfYazar · 55 kitap
Virginia Woolf, İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmendir. 1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir. Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır. Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder. Bloomsbury Grubu 1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır. Evliliği Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu. Ölümü Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a. "Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."