Uzun zamandır depresif olacağını düşündüğüm için okumayı ertelediğim bir kitaptı. Bu tarz kitapları okumak için, iyi hava koşullarının gelmesini fırsat bilerek okumaya başladım. (Kendimce depresif kitapları, depresif havalarda okumaktan kaçınma gibi bir okuma durumum söz konusu)
Ancak beklentimin aksine çok keyifli bir okuma oldu.
Öncelikle kitabın inanılmaz akıcı bir dili var ve gerçekten sade ifadeler, yalın cümleler kullanarak duyguları okura başarılı bir şekilde aktarabilmiş. Kitapta yazarımız kendince geçerliliği olan sebeplerden ötürü hayatına devam etmek istemeyen bir adamın, savaş bölgesinde bir otele yaptığı seyahati ve değişen duygu durumunu, varoluşsal sıkıntılarını çözebilme yolunda kat etmiş olduğu mesafeyi anlatıyor. Ve çokta güzel anlatıyor.
Senin değersiz, saçma ve katlanılmaz bulduğun hayatını yaşamaya can atan başka insanların olduğunu bilmek için okyanusun ötesinde, dilini konuşmadığın, savaş mağduru bir ülkeye seyahat etmene gerek olmadığını, bir çırpıda tekrar görebileceğin bir kitap.
Ve günün sonunda öğrendiğim, biz kadınlar her koşulda daha mücadeleci varlıklarız, hele bir de anne iseniz.
Kitaptan bir cümle seçecek olsam sanırım bu cümleyi çekip çıkartırdım:
‘’İnsanlığın geleceğinin kadınlarda olduğunu söyledi’’. Çünkü içinde bulunduğumuz dönemde bitmek bilmeyen kanlı savaşları, şiddet ve yıkımları kadınların gözünden bakarak, daha yapıcı ve anaç eylemlerle çözüme kavuşturabileceğimizi düşünüyorum.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, aynı şekilde sanırım İzlanda edebiyatından da okuduğum ilk kitaptı. Çok ama çok sevdim, kesinlikle okunmasını tavsiye ettiklerimden.
Keyifle okunsun