Zürih yaşlanmak için iyi bir şehir.
Ölmek için de.
Eğer ömrün bir nevi Avrupa coğrafyası varsa dağılımı şöyle olmalı: Paris, Berlin ve Amsterdam, tüm laubalilikleri, esrar kokusu, Mauer Park'ta bira içmeleri ve çimlerinde yuvarlanmalarıyla, pazar günlerinin bitpazarları, cinselliğin uçarılığıyla gençliğe ait olmalı...
Sonra Viyana veya Brüksel'in olgunluğu geliyor. Hızın yavaşlaması, konfor, tramvaylar, faal sağlık sigortaları, çocuklar için okullar, biraz kariyer, avro-memuriyet.
Pekâlâ, hâlâ yaşlanmak istemeyenler için Roma, Barselona, Madrid... İyi besinler ve ılık öğle sonraları trafik, gürültü ve hafif kargaşayı telafi edecektir. Gençliğin son demlerine New York'u da eklerdim, evet, onu şartlar gereği okyanusun ötesine kaydırılan bir Avrupa şehri sayıyorum. Zürih yaşlanma şehridir. Dünya yavaşlamış, hayatın nehri bir gölde durulmuştur usulca, yüzeyi sakin, sıkılma lüksü ve yaşlı kemikler için tepede bir güneş. Tüm göreceliği ile zamanın kendisi. Yirminci yüzyılın zamanla ilgili iki keşfinin Einstein'ın izafiyet teorisi ve Thomas Mann'ın Büyülü Dağ'ı özellikle burada, İsviçre'de yapılmış olması hiç de tesadüf değil.