Alman yazar Wilhelm Genazino’nun O Gün İçin Bir Şemsiye adlı eseri, gündelik hayatın sıradanlığı içinde kaybolmuş ama aynı zamanda bu sıradanlığın içindeki detaylara büyüteç tutan bir adamın hikâyesini anlatır. Kitabın kahramanı, toplumun kalabalığında kendi yolunu yürürken çevresini büyük bir dikkatle gözlemler ve bunu o kadar iyi aktarır ki sanki anlatıcı ile beraber siz de o sokaklarda yürüdüğünüz hissine kapılabilirsiniz.
Genazino’nun dili oldukça sade ama bir o kadar da etkileyici.
Kitabın en dikkat çekici yanlarından biri, ana karakterin iç dünyasında yaşadığı yabancılaşmadır. Topluma, insanlara, ilişkilere ve hatta bazen kendine karşı duyduğu mesafe, Albert Camus’nün Yabancı adlı romanındaki Meursault karakterini çağrıştırdı bana fazlasıyla.
Genazino’nun karakteri de hayatın akışına anlam vermekte zorlanan, varoluşunu sorgulayan ve bu sorgulamalar sırasında duygusal bir çatışma yaşamaktan çok gözlemlemeye yönelen biridir. Ancak Camus’nün karakteri daha sert bir varoluşsal kriz yaşarken, Genazino’nun karakteri bu krizle daha yumuşak, hatta ironik bir biçimde baş etmeye çalışır.
Sonuç olarak, O Gün İçin Bir Şemsiye sade bir dille yazılmış ama insanı derin düşüncelere götüren bir kitap. Günlük hayatın küçük ayrıntılarına dikkat çekerken, insanın kendini yalnız ve hayata yabancı hissetmesini, kafasındaki büyük ve karmaşık sorunları sakin bir şekilde anlatıyor. Depresif havasına rağmen çok severek okudum. 8/10
Mutlu akşamlar