solmaz

Puan vermedi·632 syf.··
2022 46. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2022 20:48
Birkaç hafta önce bitirdim bu kitabı ve incelemesini yazmak için biraz beklemem gerekti. Söyleyecek çok şey olunca biraz toparlamam gerekti. Evet gelelim kitaba. Konusu hakkında pek bir şey söylemeyeceğim aslında. Jane için yazacağım. Ama kısaca değinmek gerekirse... Öksüz bir kız çocuğunun yani Jane’in yengesinin evinde kalması ve orada yaşadıklarıyla başlıyor kitap. Yengesi daha sonra onu yatılı bir yere gönderiyor ve oradan mürebbiye olarak çıkıyor. Daha sonra Rochester malikanesinde mürebbiyelik yapıyor. İşte o büyük aşkın başladığı yer. Başlarda Rochester’a sinir oldum. Diğer okurlar böyle hissetti mi bilmiyorum. Çünkü ne istediğini bilmiyor gibi gelmişti bana ve Jane’in duygularıyla oynadığını sanmıştım. Ama emin oldum artık aşklarından ve mutlu bir şekilde okumaya devam ettim. Ve mutluluk çok uzun sürmedi. Yaşanan bir olay sonrası Rochester’a olan sinirlerim yenilenmişti ki okudukça ona hak verdiğimi farkettim ve bu sefer Rochester’ın yanında olmayıp, kendi gururu yüzünden adamı orda yalnız başına bırakıp gittiği için, onun yanında olmadığı için çok kızdım Jane’e. Tabii gururlu olmak, kendini ezdirmemek önemliydi ama Jane de çok suçluydu bana göre. Ben olsam diye düşündüm. Hayır asla onun yaptığını yapmazdım. Evet kızardım ama gitmezdim. Jane de gitmemeliydi. Kitabın sonunda mutlu oldular olmasına ama bende bir burukluk kaldı bitirince. Keşke demekten kendimi alamadım. Kitap hakkında düşüncelerim bunlar. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Hemen hatta.
Edebiyat
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202142,2bin okunma
Reklam

solmaz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·632 syf.··
34 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2022 20:48
·
2022 46. kitabı
Charlotte Brontë
8.9/10 · 42,2bin okunma
“bir şeylerden kaçar gibisin. soluk soluğa ama hiçbir şey anlatmayacağına yemin etmiş gibi sakinsin. gitmek istediğin belli bir yer yok ama kalmak istemediğinden artık eminsin. sadece biraz olsun herkesin ve her şeyin susmasını istemişsin. kendini duyabilmek için.”
Alıntı
Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. Kimseye anlatılmaz bu dertler. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. Düşündüm, herkesin gökyüzünde bir yıldızı varsa, benim yıldızım uzak, karanlık, anlamsız olmalı. Belki de hiç yıldızım olmadı. İçimde müphem bir arzu: Bir deprem olsa da, bir yıldırım düşse de, sakin pırıl pırıl bir dünyaya yeniden doğsam? Azap çeken bir ruh gibi bekliyor, kolluyor, arıyordum, lakin boşuna! Dünya, ıssız yaslı bir ev gibi görünüyordu gözüme ve ben bağrımda bir acı duyuyordum. Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya. Gönlümde düğümlenen bir şeydi bu ıstırap, bu kederli hal; kasırgadan az önceki havayı andırıyordu. Hissettim ki benim düşüncelerim de dayanıksız bir avuç kor gibidir, kül olmuştur, bir üflemeye bakar. Birbirine ters düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki! Artık hiçbir şeye inanmıyorum. Bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş, ecelleriyle sönerler. Yalnız ölüm yalan söylemez! Ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder. Bizler ölümün çocuklarıyız, hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır. Kimse göründüğü kadar dayanıklı değildir. Sadece görünmeyen yangınlar, duyulmayan fırtınalar, gizlice çürüyen ruhlar vardır. Nedir günler, nedir aylar? Benim için önemi yok bunların; Mezarda olan için zaman, anlamını kaybeder.
Edebiyat
“İnsan yaradılışı kusurludur. En parlak yıldızların bile üzerinde lekeler vardır.”
Sayfa 97·Kitabı okudu
Edebiyat