söyle bana, nereye gitti aşk, söylesene, ben hatırlayamıyorum artık neyin nereye gittiğini, bir zamanlar elimizde kalp gibi atan onca sevgimiz nereye gidiyor?
Tarih çekip gidememiş insanların sessiz bir kaydıdır, seçim şansı bulamamışların kaydıdır, gidecek yeriniz olmadığında veya gitmeye imkânınız elvermediğinde gidemezsiniz, çocuklarınız pasaport alamadığında gidemezsiniz, ayaklarınız toprakta kök saldığında ve onları oradan koparmanız mümkün olmadığında gidemezsiniz.
Ben bir Ayten’dir tutturmuşum oh ne iyi
Ayten’li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum
Şiirler yazıyorum Ayten üstüne
Saatim her zaman ya Ayten’e beş var
Ya da Ayten’i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
…
En çok ihtiyaç duyduğumuz yerden terk etmeye başlıyor hayat bizi Şâhi, çünkü işte o bağlanıp tutunduğumuz yer, incelmeye başlıyor zaman geçtikçe. Sevdiğimiz yerden hırpalamaya başlıyoruz herkesi, her şeyi. O yüzden istemiyorum bu bağları. Tek başıma dengede durmak istiyorum. Tutunmak alışmayı getiriyor, alışmak birden düşüşü. O düşüşe dayanamıyorum. Sen, bu hayata tutunduğum tek varlık, beni hem ayakta tutan hem azıcık öteye gitmeye kalksan, azıcık uzağıma düşsen uçuruma yuvarlayacak olan.