Mezarına ancak birkaç kere toprak atabildim ben, daha fazlasına yüreğim dayanmadı. Musa'ya verdim elimdeki küreği, üç dört adım geriye çekilip yere çömeldim ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Eğilip doğrulan insanları, kürek seslerini, toprağın kokusunu ve mezar taşlarının ağartısını buzlucamın gerisinden görüyormuş gibiydim orada ağlarken. Dünya gözyaşlarımın içindeydi artık, dünya bulanıktı, dünya ıslaktı ve dünya kalın uğultular eşliğinde, etrafa buğular saçarak, hafif hafif titriyordu.